17 Ağustos 2026 - Pazartesi

ÇUKURDAN OBRUK ÇIKARMAK

Düzce geçtiğimiz hafta kuvvetli bir yağışın etkisi altında kaldı. Yağış öylesine kısa sürede ve yoğun gerçekleşti ki, zaman zaman ne vatandaşın ne araçların ne de belediyenin yağışın hızına yetişmesi mümkün oldu.

Yazar - Ali DİLBER
Okuma Süresi: 5 dk.
20 okunma
Ali DİLBER

Ali DİLBER

-
Takip EtGoogle News

Böyle zamanlarda elbette eksikler, aksaklıklar ve eleştirilecek noktalar olabilir. Zaten belediyeciliğin olduğu yerde eleştiri de olacaktır. Ancak eleştiri ile algı oluşturmak arasında önemli bir fark var.

Özellikle kamuoyunda “Millet Bahçesi 2” olarak bilinen alanda devam eden çalışmalar üzerinden yapılan bazı paylaşımlar bu açıdan dikkat çekici.

Burası hâlâ bir inşaat alanı. Çukur da var, delik de var, tamamlanmamış bölümler de… Çünkü çalışma devam ediyor. Düzce Belediyesi ve Belediye Başkanı Faruk Özlü Bakanım başta olmak üzere ekipler, bu alanı Düzce'ye kazandırmak için çalışıyor.

Yoğun şekilde(adeta sel gibi) olan o anki yağışta Düzce'ye Kayseriden misafir olarak gelen bir vatandaşımızın aracının alandaki sedaş'ın açtığı bir çukura düşmesi elbette haber değeri taşıyabilir. Burada yapılması gereken; olayın ne olduğunu, neden meydana geldiğini ve gerekli önlemlerin alınıp alınmadığını araştırmaktır.

Fakat bazıları bunun yerine olayı büyütmeyi tercih etti.

Öyle görüntüler servis edildi ki, sanki Düzce'nin ortasında Konya Ovası'ndaki obruklardan biri açılmış, otomobil de yarısına kadar toprağın içine gömülmüş gibi bir algı oluşturuldu. Üstelik görüntünün yapay zekâ marifetiyle gerçeğinden çok farklı bir hale getirildiği de ortada.

Oysa gerçek çok daha basit.

Evet, bir araç Sedaş'ın açtığı çukura düştü.

Ama olayın anlatıldığı, gösterildiği ve servis edildiği kadar büyük bir tablo söz konusu değil. Sedaş'ın veya Belediye ekiplerinin sicim gibi yağan yağmurda bu oluşan çukuru kapatması beklenemez, fiilen de kapatmak mümkün değil zaten. Yağmur yağarken nasıl tamirat yapılsın?

Hadi araç sürücüsü aşırı yağmur yağdığından göremedi tek teker çukura düştü .Telefon açıp “Bu alanda ne oldu, çalışma hangi aşamada, gerekli önlem alınmış mı?” diye sormak mümkün. Gazetecilik biraz da budur. Önce araştırmak, sonra haber yapmak…

Çünkü gazetecilik, eline geçen her görüntüyü büyütüp sosyal medyada dolaşıma sokmak değildir.

Düzce bugün gelişen, değişen ve büyüyen şehirlerden biri. Bunu Düzce'ye mesafeli duran, hatta muhalif çizgisiyle bilinen ulusal gazeteler bile zaman zaman kabul ediyor. Fakat Düzce'nin içinden bazı kişilerin, sırf Belediyeyi veya Belediye Başkanı Faruk Özlü Bakanı eleştirmek uğruna şehrin attığı her adımı kötü göstermeye çalışması gerçekten düşündürücü.

El itini överken kendi aslanımızı boğduruyoruz.

Eleştiri elbette olacak.

Belediye hata da yapabilir. Eksik de yapabilir. Yanlış da yapabilir. Bunları yazmak gazetecinin görevidir.

Ama ortada devam eden bir inşaat varsa, bunu görmezden gelip tamamlanmamış bir alanı sanki bitmiş ve vatandaşın kullanımına açılmış bir yer gibi değerlendirmek ne kadar adil

İnşaat alanında binek aracı ile dolaşan bir vatandaşın da yoğun yağan yamurda çukuru görememesi kadar doğal bir şey yok. Elbette güvenlik tedbirleri alınmalıdır; bunda kimsenin itirazı olamaz. Fakat devam eden bir çalışmayı, tamamlanmış bir şehir parkının standartlarıyla değerlendirmek de doğru değildir.

Üstelik bu mesele yalnızca Millet Bahçesi 2 (Merkez Park) ile sınırlı değil.

Bir dönem Anıtpark Meydanı'nın arkasında Düzce Belediyesi şirketlerinden Beltem'e ait otopark vardı. O dönem bazı çevreler bu alan üzerinden de sürekli eleştirilerde bulunuyordu. “Zam geldi”, “hizmet kötü”, “şöyle oldu, böyle oldu” deniliyordu.

Bugün aynı alan özel bir işletmecinin kullanımında.

Peki şimdi aynı eleştirileri görüyor muyuz?

Neden aynı hassasiyet gösterilmiyor?

İşte burada insanın aklına ister istemez şu soru geliyor:

Mesele gerçekten hizmeti eleştirmek mi, yoksa hedef doğruda Belediye ve Faruk Özlü mü?

Eğer mesele hizmetin kalitesiyse, kim yaparsa yapsın aynı standartla eleştirilmelidir.

Belediye yapınca başka, özel işletmeci yapınca başka bir ölçü kullanılıyorsa burada gazetecilikten çok başka bir şeyi tartışmaya başlarız.

Düzce'nin daha iyi olması hepimizin ortak isteği olmalı.

Belediye Başkanını destekleyen de eleştiren de Düzce'nin gelişmesini istemeli. Çünkü siyasi görüşler, kişisel hesaplar ve günlük polemikler gelip geçer. Şehir ise burada kalır.

Millet Bahçesi 2’de (Merkez Park) bitecek.

Bugün çukur gördüğümüz yerde yarın insanların yürüdüğü, çocukların oynadığı, ailelerin vakit geçirdiği güzel bir alan olacak.

O gün geldiğinde bugünün tartışmalarını belki kimse hatırlamayacak.

Ama bugün Düzce'yi olduğundan kötü göstermeyi tercih edenlerin neyi amaçladığı da vatandaşın hafızasında kalacak.

Çünkü eleştirmek başka, şehri kötü göstermek başka.

Gazetecinin görevi çukuru yapay zeka hilesi ile kötü niyetli olarak obruğa çevirmek değil, çukurun neden oluştuğunu ortaya çıkarmaktır.

Gerçeği büyütmeden, küçültmeden, olduğu gibi anlatmak…

Asıl gazetecilik budur.

#
Yorumlar (0)
Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.