<?xml version="1.0" encoding="UTF-8" ?>
                <rss xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/" xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/" xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/" xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/" xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/" xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/" version="2.0">
                <channel>
                  <title>Sağlık</title>
                  <link>https://www.duzcemanset.com.tr/saglik</link>
                  <description>En güncel Sağlık Haberleri. Son dakika Sağlık haberlerini buradan takip edebilirsiniz.</description><item>
                                <title>BU YAZ AYNI ACILAR YAŞANMASIN…</title>
                                <description><![CDATA[Deniz sezonunun açılması ile birlikte serinlemek için denize girenlerin adresi olan Akçakoca’da yaz aylarında yaşanan boğulma vakaları tedbirli olmanın önemini akıllara getiriyor.]]></description>
                                <content:encoded><![CDATA[ Prof. Dr. Osman İmamoğlu, yaptığı açıklamada, Karadeniz'de 20 ila 30 metre genişliğine ulaşabilen çeken akıntıya karşı vatandaşların bilinçlenmesi ve dikkat etmesi gerektiğini vurguladı. Boğulan kişiyi kurtaracak olan kişinin kesinlikle iyi yüzme bilmesi gerektiğine değinen İmamoğlu, "Denizin dalgalı olduğu zamanlarda da denize kesinlikle girmemeleri lazım. Kişinin yalnız yüzmemesi lazım." şeklinde hayati uyarılarda bulundu.

Karadeniz Bölgesi'nde Akçakoca kesimi de dahil denizde son 10 yılda meydana gelen olaylarda 2 bin 132 kişi kurtarıldı.

Sahil Güvenlik Karadeniz Bölge Komutanlığı’nın Karadeniz'de, Batı Karadeniz, Orta Karadeniz ve Doğu Karadeniz Grup Komutanlıkları olmak üzere 3 bölgeye ayırdığı sorumluluk sahası bulunuyor.

Samsun, Artvin, Rize, Trabzon, Giresun, Ordu, Sinop, Kastamonu, Bartın, Zonguldak, Düzce ve Sakarya'da görev yapan Sahil Güvenlik Karadeniz Bölge Komutanlığı’nın, denizlerde güvenlik ve emniyeti sağlama, ulusal çıkarları, çevreyi ve doğal kaynakları koruma görevi bulunuyor.

Alınan bilgiye göre, komutanlığın sorumluluk alanında 2013 - 2023 yılları arasında sel, denize düşme, sahilden denize girme, gemi/tekne batması, sürüklenme gibi 583 olay yaşandı.

Bu olaylara müdahale eden ekipler, 2 bin 132 kişiyi kurtararak denizde yardım talebinde bulunan 95 tekneyi de güvenli şekilde limana intikal ettirdi.

Karadeniz'de en büyük tehlike çeken (rip) akıntı

Özellikle çeken (rip) akıntı ve dalgaların etkili olduğu Karadeniz'de yüzme veya serinlemek için denize giren 253 kişi boğuldu, sel, denize düşme, sahilden deniz girme, gemi/tekne batması, sürüklenme gibi olaylardan dolayı denizde 116 kişinin de cansız bedenine ulaşıldı.

Son 10 yılda denizde arama kurtarma faaliyetlerinde ise 54 kişiye ulaşılamadı.

Ondokuz Mayıs Üniversitesi (OMÜ) Yaşar Doğu Spor Bilimleri Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Osman İmamoğlu, yaptığı açıklamada, Karadeniz'de 20 ila 30 metre genişliğine ulaşabilen çeken akıntıya karşı vatandaşların bilinçlenmesi ve dikkat etmesi gerektiğini vurguladı.

Kıyıdan denizin içine doğru oluşan rip akıntılarının hızının saniyede 20 metreyi bulabildiğini aktaran İmamoğlu, "Akıntıyla karşılaşan insanlar genelde panikle karaya doğru yüzmeye çalışıyorlar bunu yapmamaları gerekir içeri doğru kendilerini serbest bırakıp mümkün olduğunca 20-30 metrelik alanın dışına çıkmaları lazım, ondan sonra karaya doğru yüzmeleri gerekiyor." ifadelerini kullandı.

Denize girecek olan vatandaşların öncelikle can güvenliğini dikkate almak için cankurtaranın olduğu bölgeleri tercih etmeleri gerektiğinin altını çizen İmamoğlu, "Karadeniz'de benim gördüğüm en büyük sıkıntı, iç bölgelerden gelen yüzme bilmeyen vatandaşlar, ailece geliyorlar ve genelde kalabalık olmayan yerlerde denize girmeyi tercih ediyorlar." dedi.

"Cankurtaranların olduğu kıyıya yakın yerlerde yüzün"

Boğulan kişiyi kurtaracak olan kişinin kesinlikle iyi yüzme bilmesi gerektiğine değinen İmamoğlu, şunları kaydetti: "Boğulma tehlikesi geçiren kişiye önden yanaşılmaması lazım. Zaten belediyenin ve il müdürlüklerinin cankurtaranları sahil kenarında. Vatandaşların plajlara yakın yerlerde yüzmesi lazım, kayalık yerlerde yüzmemeleri lazım. Denizin dalgalı olduğu zamanlarda da denize kesinlikle girmemeleri lazım. Kişinin yalnız yüzmemesi lazım. Bir de bazı gençler ileriye doğru açılıyorlar gittikleri mesafenin bir de gelme mesafesi olduğunu düşünmeleri lazım yorulup kalabilirler." (Manşet Haber/AA)

 
]]></content:encoded>
                                <image>https://www.duzcemanset.com.tr/content/uploads/haberler/2023/07/13a0a1a8-e427-4722-8155-de78a4468930-1690209447.jpg</image>
                                <media:content url="https://www.duzcemanset.com.tr/content/uploads/haberler/2023/07/13a0a1a8-e427-4722-8155-de78a4468930-1690209447.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
                                <media:thumbnail url="https://www.duzcemanset.com.tr/content/uploads/haberler/2023/07/13a0a1a8-e427-4722-8155-de78a4468930-1690209447.jpg"/>
                                <enclosure url="https://www.duzcemanset.com.tr/content/uploads/haberler/2023/07/13a0a1a8-e427-4722-8155-de78a4468930-1690209447.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
                                <link>https://www.duzcemanset.com.tr/bu-yaz-ayni-acilar-yasanmasin-4452</link>
                                <pubDate>Mon, 24 Jul 2023 17:36:00 +0300</pubDate>
                              </item><item>
                                <title> KİRLİ HAVA BU HASTALIĞA DAVETİYE ÇIKARTIYOR</title>
                                <description><![CDATA[Düzce’de yılın 365 günü etkili olan kirli hava alzaymır hastalığına davetiye çıkartıyor.]]></description>
                                <content:encoded><![CDATA[Halk arasında 'Bunama' olarak adlandırılan "alzaymır hastalığında yeni risk faktörünün çevre kirliliği olduğunu belirten DÜ Tıp Fakültesi Nöroloji Anabilim Dalı Başkanı Doç. Dr. Burcu Polat, “Soluduğumuz ve maruz kaldığımız kötü hava ve partiküller, hastalığın gidişatını etkiliyor." açıklamasında bulundu.

Düzce Üniversitesi (DÜ) Tıp Fakültesi, Nöroloji Anabilim Dalı Başkanı Doç. Dr. Burcu Polat, alzaymır hastalığında en yeni risk faktörünün, çevre kirliliği olduğunu açıkladı. Bu durum özellikle kış aylarında solunmaz havanın hakim olduğu Düzce’de riskin büyük olduğunu gözler önüne serdi.

Doç. Dr. Burcu Polat, halk arasında genel olarak 'Bunama' diye adlandırılan alzheimer hastalığına dikkat çektiği yazılı açıklamasında, hastalığı; beyin hücreleri diye bilinen nöronlarda ilerleyici bir kayıp ve bunun sonucu olarak beynin yapısal olarak bozulması olarak tanımladı.

Zihnin, hayatın ilerleyen dönemlerinde farklı nedenler ile işlevini yitirmesi anlamına gelen demansın en sık görüleninin alzheimer hastalığı olduğuna işaret eden Doç. Dr. Polat, şunları kaydetti: “Diğer demans nedenleri arasında alzheimer hastalığı gibi uzun seyirli ve tedavisi güç hastalıklar olabildiği gibi tiroit hastalığı, vitamin B12 eksikliği, beyin tümörleri gibi tedavi edilebilir hastalıklar da vardır. Alzheimer hastalığı tüm demans vakalarının yüzde 75'ini oluşturur. Alzheimer hastalığında hafıza, dil, dikkat, yön bulma güçlüğü, kişi ve objeleri tanıyamama, karar vermede bozulma, huy ve davranışlarda değişme, eskiden kolaylıkla yapılan günlük faaliyetlerin zaman içinde bozulması en sık görülen belirtilerdir.”   

“Dünyada her yıl yaklaşık 5 milyon yeni olgu”

Hastalığın, nüfusun yaşlanması ile dünya çapında evrensel bir sorun haline geldiğini belirten Doç. Dr. Polat, “Birleşmiş Milletler raporlarına göre, dünyadaki yaşlı insan sayısı (65+ yaş) 2030 yılında yaklaşık 1 milyarı bulacaktır. Bu artıştan en çok da ülkemiz gibi gelişmekte olan ülkeler etkilenecektir. Yaşayan yaşlı nüfus sayısındaki artış göz önüne alındığında önümüzdeki 30 yıl içinde alzheimer ve benzeri demans olgularının sayılarında 2 kat civarında bir artış beklenmektedir. Dünyada her yıl yaklaşık 5 milyon yeni olgu ile karşılaşılmaktadır. Dünya ölçeğinde, 2050 yılında tüm dünyada 100 milyona yakın hasta beklenmekte ve bu hastaların yaklaşık yarısının bakımevi gibi kurumlarda yüksek maliyetli bakıma ihtiyaç duyacağı ön görülmektedir. Alzheimer hastalığı dünyadaki tüm ülkeler için bir halk sağlığı problemidir.” ifadelerine yer verdi.

Yavaş ve sessiz ilerliyor!

Hastalığın çoğunlukla 65 yaş üstünde görülen bir hastalık olarak bilindiğine dikkat çeken Doç. Dr. Polat, “Geliştirilen yeni tarama yöntemleri ile hastalığın teşhis edilmeden 15-20 yıl önce başlayabildiğini biliyoruz, maalesef yavaş ve sessiz olarak ilerleyen bir durumdur. Hastalığa yakalanan kişilerde beyindeki harabiyetin, rastlantısal olarak veya genetik bir yatkınlıkla ortaya çıkıyor.  Çok sayıda risk faktörü, hastalığın oluşmasına zemin hazırlıyor.

Son 30 yılda alzheimer hastalığının nedenlerini göstermek için çok sayıda çalışma yapıldığına işaret eden Doç. Dr. Polat, “Hastalığın ilerlemesine neden olan, beyin hücrelerinin içinde ve hücrelerin arasında bozulmaya yol açan maddeleri ölçme yöntemleri geliştirilmiştir. Bu yöntemlerle, hastalığa neden olan ve hücrelerde biriken bazı maddelerdeki değişiklikler saptanmaktadır. Bu değişiklikler en sık bellek ile ilgili bölgelerden başlar ve diğer beyin bölgelerine zaman içinde yayılır. En son noktada ise, beyinde şiddetli enflamatuvar görünüm ve beyin volüm/hacminde azalmadır. Beyinde aktivitelerden sorumlu asetilkolin, serotonin, dopamin gibi kimyasal maddeler giderek işlevlerini göremez hale gelir.” dedi.

“En yeni risk faktörü çevre kirliliği”

Hastalığa neden olabileceği düşünülen pek çok faktör olabildiğini ifade eden Doç. Dr. Polat, “Bazıları değiştirebileceğimiz bazıları ise değiştiremeyeceğimiz risk faktörleridir. Yaş, genetik yatkınlık, cinsiyet, ırk değiştirilemeyen risk faktörleridir, ancak sigara-alkol, şişmanlık, hipertansiyon, şeker hastalığı, kolesterol yüksekliği, kalp hastalıkları, kafa travmaları, depresyon, düşük eğitim, beslenme tarzı ise değiştirilebilen ve korunabilen risk faktörleridir. En yeni risk faktörü çevre kirliliğidir. Soluduğumuz ve maruz kaldığımız kötü hava ve partiküller hastalığın gidişini etkileyebilir.” İfadelerini kullandı.

Hastalığa tanı koyarken diğer demans nedenlerini ve özellikle tedavi edilebilir nedenlerin var olup olmadığını gözden geçirmek gerektiğini, hastalığın tedavisinde ilaçlı ve ilaç dışı tedavilerin tavsiye edildiğini belirten Doç. Dr. Polat, “ilaç tedavisinin yanı sıra, beyni meşgul eden aktiviteler, Akdeniz tipi diyet, iyi bir uyku düzeni, enfeksiyonlardan korunma, günde en az yarım saat yürüyüş, gereksiz ilaç ve benzeri maddelerden kaçınma, temiz hava koşulları olan yerlerde yaşama, elektromanyetik alanlardan mümkün olduğu kadar uzak durmak hastalıktan korunmada önemli tavsiyelerdir.” şeklinde açıklamasını sonlandırdı.

 

 
]]></content:encoded>
                                <image>https://www.duzcemanset.com.tr/content/uploads/haberler/2023/07/indir-1690801665.jpg</image>
                                <media:content url="https://www.duzcemanset.com.tr/content/uploads/haberler/2023/07/indir-1690801665.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
                                <media:thumbnail url="https://www.duzcemanset.com.tr/content/uploads/haberler/2023/07/indir-1690801665.jpg"/>
                                <enclosure url="https://www.duzcemanset.com.tr/content/uploads/haberler/2023/07/indir-1690801665.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
                                <link>https://www.duzcemanset.com.tr/kirli-hava-bu-hastaliga-davetiye-cikartiyor-4495</link>
                                <pubDate>Mon, 31 Jul 2023 14:02:00 +0300</pubDate>
                              </item><item>
                                <title>“DÜZENLİ AŞILANMA İLE KORUNUN”</title>
                                <description><![CDATA[Düzce Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi’nde 28 Temmuz ‘Dünya Hepatit Günü’ dolayısıyla farkındalık standı kuruldu.  Hepatit hastalığına dikkat çekmek amacıyla düzenlenen etkinlikte risk gruplarının test yaptırması gerekliliği üzerinde duruldu.]]></description>
                                <content:encoded><![CDATA[28 Temmuz ‘Dünya Hepatit Günü’ nedeniyle Düzce Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi’nde  farkındalık etkinliği gerçekleştirildi.Kurumdan etkinliğe ilişkin yapılan bilgilendirmede şunlar kaydedildi: “Hastane Kan Alma Birimi'nin bulunduğu hasta bekleme alanında Tıp Fakültesi Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Anabilim Dalı tarafından kurulan stantta hasta, hasta yakınları ve sağlık personellerine hepatitlerin bulaşım yolları ve tanı yöntemleri konusunda bilgi vererek broşür dağıtıldı.   

Düzce Üniversitesi Hastanesi Başhekimi Prof. Dr. Serkan Torun, Başhekim Yardımcısı Doç. Dr. Emel Çalışkan, Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Anabilim Dalı Öğretim Üyeleri Doç. Dr. Nevin İnce, Dr. Öğretim Üyesi Bekir Tunca ve İç Hastalıkları Anabilim Dalı Başkanı Doç. Dr. Attila Önmez standı ziyaret ederek farkındalık çalışmaları konusunda çalışanları tebrik etti.

Açıklamada görüşlerine yer verilen Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Anabilim Dalı Başkanı Doç. Dr. Nevin İnce, Hepatit’in karaciğerin iltihaplanmasıyla sonuçlanan bir hastalık olduğunu ifade etti.

Hepatit’e genellikle virüslerin neden olsa da bazı ilaçlar, alkol ve otoimmün hastalıklar gibi diğer faktörlerin de yol açabildiğine işaret eden Doç. Dr. İnce, şunları kaydetti: “Dünya üzerinde 354 milyondan fazla insan viral hepatit virüsleri ile yaşamaktadır. Kronik viral hepatitlere bağlı gelişen karaciğer yetmezliği, siroz ve karaciğer kanseri halen tüm dünyada ölümlerin önemli bir nedenini oluşturmaktadır.”  

“Tek hayat, tek karaciğer”

28 Temmuz Dünya Hepatit Günü hakkında bilgi paylaşan Doç. Dr. İnce, “Viral hepatitlerle ilgili farkındalığın artırılması amacıyla Hepatit B yüzey antijenini saptayan ve HBV aşısını da geliştirerek 1976’da Nobel Fizyoloji veya Tıp Ödülü’nün sahibi olan Dr. Baruch Blumberg’in doğum günü ‘28 Temmuz Dünya Hepatit Günü’ olarak tanımlanmıştır. Dünya Hepatit Günü’nde viral hepatitler konusunda toplumun eğitimine daha fazla yer verilmesi, ulusal taramaların artırılması ve toplumun bu taramalara katılmasının sağlanması amaçlanmaktadır. Bu nedenle, Devlet Sağlık Örgütü (DSÖ) her ne koşulda olursa olsun, viral hepatitlerin bekletilmeden saptanıp tedavi edilmesi gereken hastalıklar olduğunu vurgulamak için, bu yıl Dünya Hepatit Günü sloganını ‘Tek Hayat, Tek Karaciğer’ olarak belirledi.” ifadelerini kullandı.

Hepatit’in, farklı tiplerde ve farklı şekillerde bulaşabildiğini dile getiren Doç. Dr. İnce, en yaygın hepatit tiplerinin A, B, C, D ve E olduğunu ifade etti. Doç. Dr. İnce, Hepatit enfeksiyonlarının yaygın belirtilerini şu şekilde sıraladı:

“Halsizlik ve yorgunluk, iştah kaybı, mide bulantısı ve kusma, karın ağrısı ve şişkinlik, ateş, ciltte ve göz beyazlarında sararma (sarılık), idrarın koyu renkte olması dışkının açık renkte olması”

Hepatit virüslerinin, enfekte kişinin kanı, vücut sıvıları ve dışkısı yoluyla bulaşabildiğini dile getiren Doç. Dr. İnce, bu nedenle paylaşılan iğneler, cinsel temas, kan transfüzyonları, kontamine su ve gıdalar, hamilelik ve doğum gibi durumların hepatit virüslerinin bulaşmasına katkıda bulunduğunu belirtti.

“Karaciğer kanserine neden olabilir”

“Hepatit, akut veya kronik olabilir.” vurgusu yapan Doç. Dr. İnce, “Akut hepatit, kısa süreli bir enfeksiyonu ifade eder ve bazı vakalarda kendiliğinden iyileşebilir. Ancak, kronik hepatit, uzun süreli devam eden bir enfeksiyondur ve karaciğeri yavaşça hasara uğratır. Kronik hepatit, siroz ve karaciğer kanseri gibi ciddi komplikasyonlara neden olabilir.” açıklamasında bulundu

Hepatit hastalığının tedavisi, enfeksiyonun tipine ve şiddetine bağlı olarak değiştiğini kaydeden Doç. Dr. İnce,  akut hepatitlerde genellikle tedavinin semptomatik destek ve dinlenmeden oluşurken, kronik hepatitlerde antiviral ilaçlar ve bazı durumlarda karaciğer nakli gerekebileceğini bildirdi.

“Düzenli Aşılanma, Hepatit Enfeksiyonlarından Korunmada Önemli Bir Rol Oynuyor”

Hepatit virüslerinin yayılmasını önlemek için aşıların mevcut olduğunu belirten Öğretim Üyesi İnce, düzenli aşılanmanın, hepatit enfeksiyonlarından korunmada önemli bir rol oynadığını dile getirdi. Doç. Dr. İnce, ayrıca hijyenik yaşam tarzı ve bulaşıcı hastalıklar konusunda bilinçli olmak da enfeksiyon riskini azaltmaya yardımcı olduğunu da sözlerine ekledi. 

Hepatit için riskli grupların, enfeksiyonun yayılma yollarına ve hastalığı kolaylaştıran faktörlere bağlı olarak farklılık gösterebildiğini ifade eden Doç. Dr. İnce, hepatit için riskli grupları belirtmek için dikkate alınması gerekenler hakkında şu bilgileri verdi:

“Hepatit B ve C için riskli gruplar kan ve kan ürünleriyle temas eden sağlık çalışanları, uyuşturucu kullanıcıları ve paylaşılan iğne kullananlar, cinsel yolla bulaşma riski yüksek olan kişiler (birden fazla cinsel partneri olanlar, korunmasız cinsel ilişkiye girenler), düzenli olarak tıbbi prosedürlere maruz kalanlar (dializ hastaları, organ nakli yapılanlar), daha önce hepatit B veya C ile enfekte olmuş olanlar, HBV taşıyıcı olan annelerden doğan bebekler, HIV/AIDS ile yaşayan kişiler”

Hepatit A ve E için riskli gruplar hakkında da bilgi veren Doç. Dr. İnce, “Hijyenik olmayan koşullarda yaşayanlar veya seyahat edenler (kontamine su ve gıda tüketimi riski yüksek), Hepatit A ve E'ye maruz kalmamış kişiler (aşılanmamış veya geçirilmiş enfeksiyonu olmayanlar), gebelerde hepatit E enfeksiyonu daha ciddi seyredebilir, bu nedenle gebe kadınlar riskli grupta yer alır.” dedi.

Hepatit virüsleri dünya genelinde yaygın olarak bulunabildiği ve riskli gruplara ek olarak herkesin hepatit enfeksiyonlarından etkilenebildiğine işaret eden Doç. Dr. İnce, “Bu nedenle, hepatit virüslerine karşı aşılanma, hijyenik yaşam tarzı ve bulaşıcı hastalıklar konusunda bilinçli olmak, enfeksiyon riskini azaltmaya ve hastalığı önlemeye yardımcı olur. Hepatit enfeksiyonundan şüpheleniyorsanız veya hepatit aşısı olmak istiyorsanız, sağlık uzmanınıza danışmanız önemlidir.” ifadelerine yer verdi.

Hepatit önlenebilir mi?

Hepatit enfeksiyonlarını önlemek için alınabilecek önlemler hakkında bilgi paylaşan Doç. Dr. İnce, son olarak şunları aktardı: “Hepatit çoğunlukla önlenebilir hastalıklardan biridir. Hepatit virüslerinin neden olduğu enfeksiyonlar genellikle dikkatli önlemlerle önlenebilir ve bulaşma riski azaltılabilir.   Hepatit A ve Hepatit B virüslerine karşı etkili aşılar mevcuttur. Aşılama, bu virüslere karşı bağışıklık kazanmanıza yardımcı olur ve enfeksiyondan korur. Aşılamayı düzenli olarak yaptırmak, hepatit enfeksiyonlarından korunmada en etkili yöntemdir. Ellerin sık sık yıkanması, kontamine su ve gıdalardan kaçınılması, kişisel hijyene dikkat edilmesi, hepatit A ve E virüslerine karşı önemli koruyucu önlemlerdir. Hepatit B ve C virüsleri cinsel yolla bulaşabilen virüslerdir. Cinsel ilişki sırasında prezervatif kullanmak, bu virüslerin bulaşma riskini azaltır. Hepatit B ve C virüsleri kan yoluyla bulaşabilir, bu nedenle uyuşturucu enjeksiyonu gibi durumlarda asla paylaşılan iğneler kullanılmamalıdır. Eğer kan veya kan ürünlerine ihtiyacınız varsa, güvenilir sağlık tesislerinden temin edilmelidir. Aynı zamanda, tıbbi işlemler sırasında sterilizasyon kurallarına dikkat edilmesi önemlidir. Hamilelik ve doğum sırasında Hepatit B virüsü anneden bebeğe geçebilir. Bu nedenle, gebelik sürecinde düzenli doktor kontrolleri ve doğum sonrasında bebeklerin aşılanması önemlidir. Bu önlemler hepatit enfeksiyonlarını büyük ölçüde önlemeye yardımcı olur. Sağlık kuruluşlarının ve hükümetlerin de hepatit enfeksiyonlarıyla mücadelede farkındalığı artırmak ve aşılamayı teşvik etmek gibi önemli rolleri vardır. Hepatit enfeksiyonlarını önlemenin yanı sıra, erken teşhis ve tedavi de enfeksiyonun yayılmasını önlemek ve hastalıkla başa çıkmak için önemlidir.”   
]]></content:encoded>
                                <image>https://www.duzcemanset.com.tr/content/uploads/haberler/2023/08/1-1690888869.jpg</image>
                                <media:content url="https://www.duzcemanset.com.tr/content/uploads/haberler/2023/08/1-1690888869.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
                                <media:thumbnail url="https://www.duzcemanset.com.tr/content/uploads/haberler/2023/08/1-1690888869.jpg"/>
                                <enclosure url="https://www.duzcemanset.com.tr/content/uploads/haberler/2023/08/1-1690888869.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
                                <link>https://www.duzcemanset.com.tr/duzenli-asilanma-ile-korunun-4503</link>
                                <pubDate>Tue, 01 Aug 2023 14:18:00 +0300</pubDate>
                              </item><item>
                                <title>SAĞLIKTA İKİNCİ ‘BEYAZ  REFORM’ DÖNEMİ BAŞLADI</title>
                                <description><![CDATA[Sağlık Bakanı Fahrettin Koca tarafından Düzce’de görev yapan sağlık çalışanlarına gönderilen mektupta, çalışma şartlarının daha fazla iyileştirilmesi için ikinci "Beyaz Reform" döneminin başladığı bildirildi.

]]></description>
                                <content:encoded><![CDATA[Sağlık Bakanı Fahrettin Koca, tüm sağlık çalışanlarına gönderdiği mektupta, Beyaz Reform sürecinde planlı, sonuç alıcı şekilde mevcut tüm imkanları harekete geçirmeye ve yeni imkanlar oluşturmaya çalıştıklarını ifade etti. Koca, hep birlikte çözüme ortak olmanın, sağduyu içinde sonuç almanın örneğini yaşadıklarını, doğru tutumun şimdi de bu olduğunu belirtti.

Koca, maddi iyileştirmelerden "malpraktis yasası"na kadar birçok reform örneğine değinerek, devletin ürettiği radikal çözümler ve köklü değişimlerle "Beyaz Reform" çalışmalarını yaptıklarını anlattı.

Şimdi de Beyaz Reform'un ikinci döneminde, sağlıkta şiddetle daha etkin mücadele başta olmak üzere nöbet ücretlerinin artırılması, enflasyona karşı hakların korunması, sağlık çalışanlarına yapılan sabit ödemenin emekliliğe sayılması gibi konular üzerinde çalışıldığını bildirdi.

Tamamlama aşamasında oldukları "Sağlıkta Şiddete Karşı Eylem Planı" çalışmasını yakında uygulama sürecine koyacaklarını belirten Koca, şöyle devam etti:

"Uygulama öncesinde sizlerin de geliştirici düşüncelerini almayı arzu ediyorum. Bu vesile ile vermek istediğim iki önemli haber var: Beyaz Kod sisteminin bir alt aşaması olacak ve muhtemel bir riske karşı devreye girmeye hazır, polis karakoluyla irtibat halinde çalışacak yeni bir sistemin yazılımı tamamlanmak üzeredir. Öte yandan, polis ve güvenlik görevlisi sayısı da yakında artırılacak. Tüm sorunlara karşı başarıya ulaşmamız için bizim kararlılığımızın sizin desteğiniz ile bütünleşmesi gerekiyor."

Bakan Koca, yanlış zeminlerde ifade edilen taleplerin, hastaya hizmeti aksatan tutumların sağlık çalışanlarının itibarını zedeleyeceğinin altını çizerek, "Dönemsel haletiruhiyemizin, sorun çözme amacı yerine başka amaçlar güttüğünden pek emin olamayacağımız taraflarca fırsat bilinmesine izin vermemeliyiz." ifadesini kullandı.

Koca, üstesinden hep birlikte gelme kararlılığı gösterdikleri hiçbir sorunun olduğu gibi kalmayacağını belirterek, şunları kaydetti:

"Beyaz Reform'un ilk döneminde elde ettiğimiz kazanımlar ortada, sağlık çalışanları kadar hastaların da yararınadır. Bu ikili 'yarar' ilkesiyle yolumuza devam etmeliyiz. İlkemize zıt düşecek algıların oluşmasından kaçınmalıyız. Şimdi odaklanmamız gereken konu, Beyaz Reform'un ikinci dönemidir. İkinci 'Beyaz Reform' döneminin başlamış olduğu haberini her birinizle paylaşıyorum. Sağlık sistemimiz ve sağlık çalışanlarımız için atılacak yeni adımların heyecanı ile sizlere çalışmalarınızda başarılar, insan hayatındaki yerinizi bilmenin mutluluğu ile dolu günler diliyorum."

 
]]></content:encoded>
                                <image>https://www.duzcemanset.com.tr/content/uploads/haberler/2023/08/dsc_0407-1691490493.jpg</image>
                                <media:content url="https://www.duzcemanset.com.tr/content/uploads/haberler/2023/08/dsc_0407-1691490493.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
                                <media:thumbnail url="https://www.duzcemanset.com.tr/content/uploads/haberler/2023/08/dsc_0407-1691490493.jpg"/>
                                <enclosure url="https://www.duzcemanset.com.tr/content/uploads/haberler/2023/08/dsc_0407-1691490493.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
                                <link>https://www.duzcemanset.com.tr/saglikta-ikinci-beyaz-reform-donemi-basladi-4534</link>
                                <pubDate>Tue, 08 Aug 2023 13:27:00 +0300</pubDate>
                              </item><item>
                                <title>DÜZCE’YE YAŞAM GELİYOR</title>
                                <description><![CDATA[80 yaş ve üzeri bireylerin sağlık hizmetlerine erişiminin kolaylaştırılmasını, evinde veya bulunduğu yerde hizmet almasını, gerektiğinde tedavi organizasyonlarının yapılmasını amaçlayan Sağlıklı Yaş Alma Merkezleri (YAŞAM)’nden biri Düzce’ye de kurulacak.]]></description>
                                <content:encoded><![CDATA[80 yaş ve üstü kişilere hizmet sunan Sağlıklı Yaş Alma Merkezleri (YAŞAM)’nin en kısa zamanda ülke genelinde yaygınlaştırılasının hedeflendiği bildirildi.

Sağlık Bakanı Fahrettin Koca, sosyal medya hesabından, yaşlı nüfusun sağlık hizmeti için ülke genelinde hastaneler bünyesinde kurulmaya başlanan YAŞAM'lar ile ilgili paylaşımda bulundu.

Paylaşımında, Antalya'da hayata geçirilen pilot uygulamanın tanıtıldığı videoya da yer veren Koca, şunları kaydetti:

"Artan yaşlı nüfusun, sağlık hizmeti için kurmaya başladığımız Sağlıklı Yaş Alma Merkezleri (YAŞAM)’nin bir yeni pilot uygulaması, Antalya Atatürk Devlet Hastanesinde uygulamaya girdi. Hayırlı olsun. 80 yaş ve üzeri bireylerin sağlık hizmetlerine erişiminin kolaylaştırılmasını, evinde veya bulunduğu yerde hizmet almasını, gerektiğinde tedavi organizasyonlarının yapılmasını amaçlayan YAŞAM projesini, kısa zamanda yurt geneline yaygınlaştırmayı planlıyoruz"

“Gerekli durumlarda evden hastaneye hastaneden eve nakillerini sağlıyoruz”

Videoda merkeze ilişkin bilgileri paylaşan Atatürk Devlet Hastanesi Başhekimi Uzman Dr. Recep Yıldırım, YAŞAM ekiplerinin, yaşlıları evlerinde ziyaret ettiğini ve bu ziyaretlerle 80 yaş ve üstü bireylerin sağlık hizmetlerine ulaşımını kolaylaştırmayı amaçladıklarını vurguladı.

Yıldırım, "Ziyaretlerde yaşlılarımızın ihtiyaçları belirleniyor ve evlerinde gerekli ihtiyaçları karşılanıyor. Gerekli durumlarda evden hastaneye, hastaneden eve nakillerini, hastane içindeki poliklinik hizmetlerinin koordinasyonunu ve önceliklerinin sağlanmasını amaçlıyoruz. Bu amaçla iki uzman hekimimiz, iki hemşiremiz, bir yaşlı bakım teknikerimiz, gerontoloğumuz ve tıbbi sekterimizle bu hizmeti yürütüyoruz. Hedef nüfusumuz, Antalya genelinde 45 bin. Diğer hastanelerin de entegre olmasıyla beraber bu nüfus hedefimize ulaşacağımıza inanıyoruz" ifadesini kullandı.

Merkezin sorumlusu Geriatri Uzmanı Dr. Serdar Ceylan da şu ana kadar 25 yaşlının evlerinde ziyaret edildiğini, bu ziyaretlerde tüm yaşam aktiviteleri ve bilişsel fonksiyonlarının, kapsamlı olarak değerlendirildiğini söyledi.

YAŞAM ekiplerinin, evinde ziyaret ettiği hasta yakını Münübe Damyan ise duygularını, "Doktorlarımız evimize kadar geldi, bu hizmetten çok memnun ve mutlu olduk, teşekkür ediyoruz" sözleriyle dile getirdi.
]]></content:encoded>
                                <image>https://www.duzcemanset.com.tr/content/uploads/haberler/2023/08/proje-1691490548.png</image>
                                <media:content url="https://www.duzcemanset.com.tr/content/uploads/haberler/2023/08/proje-1691490548.png" type="image/jpeg" medium="image"/>
                                <media:thumbnail url="https://www.duzcemanset.com.tr/content/uploads/haberler/2023/08/proje-1691490548.png"/>
                                <enclosure url="https://www.duzcemanset.com.tr/content/uploads/haberler/2023/08/proje-1691490548.png" length="50000" type="image/jpeg"/>
                                <link>https://www.duzcemanset.com.tr/duzceye-yasam-geliyor-4535</link>
                                <pubDate>Tue, 08 Aug 2023 13:28:00 +0300</pubDate>
                              </item><item>
                                <title>AKÇAKOCA’YI BU HALE GETİRENLER UTANSIN</title>
                                <description><![CDATA[Okan Yanmaz yönetiminin sorumsuzluğu turizm cennetini denize girilmez hale getirdi! Düzce’nin Karadeniz’e açılan kapısı Akçakoca’da son bir haftadır denize girmek hava şartları gerekçe gösterilerek yasaklanırken asıl nedenin çok vahim olduğu ortaya çıktı]]></description>
                                <content:encoded><![CDATA[Okan Yanmaz yönetiminin sorumsuzluğu turizm cennetini denize girilmez hale getirdi! Düzce’nin Karadeniz’e açılan kapısı Akçakoca’da son bir haftadır denize girmek hava şartları gerekçe gösterilerek yasaklanırken asıl nedenin çok vahim olduğu ortaya çıktı. Akçakoca’da deniz suyuna karışan kanalizasyon suları nedeniyle plajlarda kirlilik zirve yaptı, binlerce kişi hastanelik oldu. Koli basili rezaleti, Sağlık Bakanlığı’nın Yüzme Suyu Takip Sistemi’ndeki verilerle gün yüzüne çıktı. Yanı başımızdaki Ereğli ve Alaplı’da su tertemiz çıkarken, yakın zamanda son mavi bayrağından da olan Akçakoca’nın denizi, belediyenin asli görevlerini yerine getirmemesi sonucu ‘lağım denizi’ne dönüştü. Sahillerdeki kirlilikten uzun süredir şikayetçi olan halk, göz göre göre toplum sağlığıyla oynanmasına ateş püskürdü.

 

 

Son dönemde Batı Karadeniz’in İncisi’nde yer alan plajlarda denize giren vatandaşların ishal, kusma ve baş ağrısı gibi belirtilerle hastane başvurularında büyük artış yaşanıyor. Akçakoca, Düzce ve çevre ilçelerdeki hastanelerin acil servisleri Akçakoca’daki plajlarda denize giren vatandaşlarla dolup taşıyor.

Ağustos ayının neredeyse her günü denize girmenin yasaklandığı Akçakoca’da olumsuz hava şartları bahane olarak gösterilirken asıl nedenin denizde kanalizasyon kaynaklı kirlilik oranının tavan yapması ile yayılan salgın olduğu ortaya çıktı. Sağlık Bakanlığı’nın Yüzme Suyu Takip Sistemi’nin verilerine göre Akçakoca’nın plajlarında kamuoyunda koli basili olarak bilinen escherichia coli bakterisinin seviyesi insan sağlığını tehdit eder boyuta ulaşarak zirve yaptı.

Plajların kapatılmasına ramak kaldı

Akçakoca’nın birinci sınıf serin turkuaz suları artan bakteri yoğunluğu nedeniyle orta kaliteye geriledi, plajların tamamen kapatılma eşiğine ise ramak kaldı. İlçenin en kalabalık plajlarında ağustos ayı başında bakteri oranı 65 kata kadar arttı. Buna göre en pis plaj sadece 15 günde koli basili seviyesi 11’den 620’ye çıkan Kadınlar Plajı oldu. Hastalık saçan bakterinin oranı Değirmenağzı’nda 570, Edilli’de 420, Çuhallı’da 320’ye ulaştı.

Plajlar lağım çukuruna döndü

İnsanın kalın bağırsağına yerleşerek hastalığa davetiye çıkaran koli basilinin kanalizasyon atıklarıyla yayılması gözleri beceriksizliği ile nam salan Akçakoca Belediyesi’ne ve Belediye Başkanı Okan Yanmaz’a çevirdi. Yanmaz yönetimi, en temel belediye hizmeti olan kanalizasyonu bile sağlayamayacak hale gelirken Akçakoca’nın ülke çapında ünlü plajlarını da lağım çukuruna çevirdi. Güzel anılar biriktirmek üzere ilçeye gelen binlerce turistin hastalanmasına ve tatillerinin zehir olmasına neden olan Yanmaz, ilçenin turistik değerini ve imajını da yerle bir etti.

Çevre ilçelerde kirliliğin adı bile yok

Turizmde bir türlü hak ettiği konuma gelemeyen Akçakoca, ciddiyetsiz yönetim nedeniyle gözden düşmeye devam ederken çevre ilçelerin deniz suyu temizliği ise dikkat çekti. Akçakoca’da 620’yi gören kirlilik oranı; sınır komşuları Kocaali’de 2, Alaplı’da 3 puan olarak ölçüldü.

Akçakoca İstanbul’u bile 44’e katladı

Akçakoca’nın turist sayısı ve turizm gelirinde Batı Karadeniz bölgesinde liderliği kaptırdığı Ereğli’de kirlilik 0 ile 3 puan Karasu’da ise 30 puan olarak kayıtlara geçti. 20 milyon insanın yaşadığı megakent İstanbul’un gözde plajlarından Caddebostan Plajı’nda bile bu oran 14 puanda kaldı.

Öncü Haber gündeme taşımıştı

Öte yandan Öncü Haber kısa süre önce; bakımsız tuvaletleri, toplanmayan çöpleri, cankurtaran eksikliğinin de yaşandığı Akevler Plajı’nda lağım sularının denize döküldüğünü ve vatandaşların hayatının tehlikeye atıldığını gündeme taşımıştı. Aradan geçen sürede belediye kirliliğe karşı kılını bile kıpırdatmazken Akçakoca’nın kaderine terk edilmiş hali yürekleri sızlattı. Yanmaz’dan önce 3 mavi bayraklı plajıyla turizmde bölgenin parlayan yıldızı olan Akçakoca kısa süre önce son mavi bayrağını da kirlilik nedeniyle kaybetmiş ve turizm liginde alt kategorilere gerilemişti.
]]></content:encoded>
                                <image>https://www.duzcemanset.com.tr/content/uploads/haberler/2023/08/photo1jpg-1692028114.jpg</image>
                                <media:content url="https://www.duzcemanset.com.tr/content/uploads/haberler/2023/08/photo1jpg-1692028114.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
                                <media:thumbnail url="https://www.duzcemanset.com.tr/content/uploads/haberler/2023/08/photo1jpg-1692028114.jpg"/>
                                <enclosure url="https://www.duzcemanset.com.tr/content/uploads/haberler/2023/08/photo1jpg-1692028114.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
                                <link>https://www.duzcemanset.com.tr/akcakocayi-bu-hale-getirenler-utansin-4576</link>
                                <pubDate>Mon, 14 Aug 2023 18:44:00 +0300</pubDate>
                              </item><item>
                                <title> ŞİDDET EYLEMİNDE BULUNAN TEKRAR GELİRSE "GRİ KOD" İLE İZLENECEK</title>
                                <description><![CDATA[Düzce’de şiddet eyleminde bulunan kişi tekrar hastaneye gelirse "Gri Kod" ile izlenecek. Yani bu hasta sağlık hizmetini alacak ancak güvenlik görevlilerinin takibine olacak.]]></description>
                                <content:encoded><![CDATA[Sağlık Bakanı Dr. Fahrettin Koca, İkinci Beyaz Reform süreci, şiddete karşı "gri kod" uygulaması, "Telemedicine" olarak adlandırılan uzaktan sağlık sistemi gibi yeni uygulamalar için yürütülen çalışmalara ilişkin açıklamalarda bulundu.

Koca, "Önümüzdeki dönemde daha çok sağlıkta şiddetin sebeplerini ortadan kaldırmaya yönelik çaba içerisinde olacağız. Şiddet, çok yönlü sebepleri olan bir durum. En önemli sebeplerden bir tanesi de çalışma ortamı. Çalışma ortamlarını her geçen gün daha nitelikli, hastamıza hizmet edebilir hale getirmek istiyoruz" ifadesini kullandı.

Bu kapsamda doktorların hastalara daha kaliteli vakit ayırabilmesini sağlamak için 32 bin tıbbi personel istihdam edildiğine dikkati çeken Koca, "Ayrıca hastanelere gelen hasta yükü fazla ve bunu azaltabilmek için de birinci basamağı güçlendirmek kaydıyla her geçen gün basamaklar arası bir geçişi planlamak istiyoruz" diye konuştu.

Hastanelerde erken uyarı sistemi "Gri Kod" devreye giriyor

Bakan Koca, sağlıkta şiddetle mücadeleye yönelik hastane ortamlarının düzenlenmesinin yanında İçişleri Bakanlığı ile şiddeti önlemeye yönelik güvenlik önlemlerine ilişkin de ortak bir çalışma yaptıklarını bildirdi.

Bu çerçevede hastanelerdeki güvenlik elamanlarının sayısını arttırma planlamalarının olduğunu aktaran Koca, "Ayrıca 'Gri Kod' denilebilecek, Beyaz Kod öncesi devreye girecek erken uyarı sistemi üzerinde çalışıyoruz. Bu öncü kodla özellikle şiddet olma ihtimalinin düşünüldüğü durumlarda emniyet, hastanenin güvenlik görevlileri ve hastane idaresi haberdar edilecek. Bu süreçte hastanın hizmeti devam edecek. Gri Kodla karakol şiddet riskinden haberdar edilecek ama emniyet görevlilerinin hastaneye gelişi Beyaz Kod verilmesi durumunda devreye girmiş olacak. Sistemle amacımız şiddet yaşanmadan önüne geçilebilmesi, bunu bir öncül alarm sistemi olarak düşünebilirsiniz.” ifadelerini kullandı.

Şiddet eyleminde bulunan tekrar hastaneye gelirse "Gri Kod" ile izlenecek

Hastanelerde daha önceki şiddet eylemlerinden ötürü hakkında Beyaz veya Gri Kod verilmiş kişilere yönelik de bazı uygulamaların sistemle geleceğini anlatan Koca, şöyle devam etti:

"Daha önce Gri Kod veya Beyaz Kod verilmiş olan bir kişi, sonraki süreçte hastaneye geldiğinde o hasta için tekrar Gri Kod verilecek. Yani bu hasta hizmetini alacak ama güvenlik elemanlarının, idarenin kontrolünde, bilgisinde olacak. Böylelikle verilen hizmetin önceden alınan önlemle daha güvenli olması sağlanacak."

Uzaktan sağlık sistemi "Telemedicine" önce yaşlılar için başlatılacak

Yaşlıların kendilerinden sorumlu bir hekime emanet edileceği Sağlıklı Yaş Alma Merkezlerinin (YAŞAM) sayısını artırmaya başladıklarını da vurgulayan Koca, uygulamaya 80 yaş üzeriyle başlandığını ama ileriki süreçte 65 yaş üstüne de hizmet sunulmasının hedeflendiğini söyledi.

Hekim, hemşire, tıbbi sekreter ve teknikerin görev yaptığı bu merkezlerde hastaların evlerinde ziyaret edileceğini, bazı rapor, reçete gibi işlemlerinin de hastaneye gelmelerine gerek kalmadan uzaktan online sistem aracılığıyla çözüleceğini anlatan Koca, bu çerçevede hastaların hastaneye gitmesine gerek kalmadan bazı işlemlerinin online sistemle gerçekleştirilebilmesine olanak sağlayacak "Telemedicine" uygulamasını başlatacaklarına işaret etti.

Bakan Koca, "Telemedicine sistemini hem aile hekimliklerinde hem de hastanelerdeki poliklinik süreçlerinde devreye almak istiyoruz. Sistem öncelikle Sağlıklı Yaş Alma Merkezlerimizde ilk kez başlayacak." açıklamasında bulundu.

"MHRS randevularıyla ilgili bazı branşlarda sorunlarımız kısmen sürüyor"

Merkezi Hekim Randevu Sistemi (MHRS)’nde randevu sorunlarının önüne geçmek amacıyla yeni uygulamaların başlatıldığını ve bunların belli bir oranda sonuç verdiğini vurgulayan Bakan Koca, şu bilgileri verdi:

"MHRS randevularıyla ilgili özellikle bazı branşlarda sorunlarımız kısmen devam ediyor. Cildiye, plastik cerrahi, göz, Kulak Burun Boğaz (KBB) gibi branşlarda yer yer sorunlar yaşıyoruz. Bunu yeri geldiğinde mesai sonrası uygulamalar, yeri geldiğinde hekim takviyesi yaparak çözme çabası içerisindeyiz.

"Sağlık sorunlarını yerinde görüp çözmek için şehir buluşmaları yapıyoruz"

Türkiye'nin dört bir yanında bir süredir "şehir buluşmaları" gerçekleştirdiklerine de değinen Bakan Koca, "Bu ziyaretlerle sağlık sorunlarımızı yerinde görmek, sağlık çalışanlarımızla sorunlarını birlikte değerlendirmek ve varsa problemleri onları yerinde çözmeyi amaçlıyoruz." şeklinde konuştu.
]]></content:encoded>
                                <image>https://www.duzcemanset.com.tr/content/uploads/haberler/2023/09/d18fc47b-5c63-4b56-837d-6813c5c21d6c-1693999278.jpg</image>
                                <media:content url="https://www.duzcemanset.com.tr/content/uploads/haberler/2023/09/d18fc47b-5c63-4b56-837d-6813c5c21d6c-1693999278.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
                                <media:thumbnail url="https://www.duzcemanset.com.tr/content/uploads/haberler/2023/09/d18fc47b-5c63-4b56-837d-6813c5c21d6c-1693999278.jpg"/>
                                <enclosure url="https://www.duzcemanset.com.tr/content/uploads/haberler/2023/09/d18fc47b-5c63-4b56-837d-6813c5c21d6c-1693999278.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
                                <link>https://www.duzcemanset.com.tr/siddet-eyleminde-bulunan-tekrar-gelirse-gri-kod-ile-izlenecek-4663</link>
                                <pubDate>Wed, 06 Sep 2023 14:20:00 +0300</pubDate>
                              </item><item>
                                <title> ATATÜRK DEVLET HASTANESİ’NDE NÜKLEER TIP UZMANI KADROSU AÇILDI</title>
                                <description><![CDATA[Düzce İl Sağlık Müdürlüğü, aile hekimlikleri başta olmak üzere çeşitli branşlarda sağlık kadrosu açıldığını duyurdu. Açılan kadrolardan en dikkat çekeni ise Nükleer Tıp oldu.]]></description>
                                <content:encoded><![CDATA[ Düzce Atatürk Devlet Hastanesi’nde ilk defa Nükleer Tıp Uzmanlığı kadrosu açıldı.

Düzce’de halka daha kaliteli sağlık hizmeti sunulması için, sağlık yatırımları devam ediyor. Düzce İl Sağlık Müdürlüğü, bazı branşlarda yaşanan sağlık personeli sıkıntısını gidermek için sağlık kadrosu açtı.

İl Sağlık Müdürlüğü tarafından yapılan açıklamada, Akçakoca İl Sağlık Müdürlüğü’ne 1 aile hekimi, Gölyaka İlçe Sağlık Müdürlüğü’ne 1 aile hekimi, Kaynaşlı İlçe Sağlık Müdürlüğü’ne 1 aile hekimi, Düzce Atatürk Devlet Hastanesi’nde görevlendirilmek üzere 1 Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı, 1 Nükleer Tıp Uzmanı, 1 Beyin ve Sinir Cerrahisi ile Akçakoca Devlet Hastanesine 1 Fiziksel Tıp ve Rehabilitasyon Uzmanı, Kaynaşlı İlçe Entegre Hastanesine ise 1 İç Hastalıkları Uzmanı olmak üzere toplam 9 sağlık kadrosu açıldığını duyurdu.

Düzce’ye yeni alanlarda da sağlık kadrosu açıldı. Bu kapsamda Düzce Atatürk Devlet Hastanesi ilk defa Nükleer Tıp Uzmanı’na kavuşuyor.

HABER: Savaş ARI
]]></content:encoded>
                                <image>https://www.duzcemanset.com.tr/content/uploads/haberler/2023/09/sa%C4%9Fl%C4%B1k-kadro-1694179577.jpg</image>
                                <media:content url="https://www.duzcemanset.com.tr/content/uploads/haberler/2023/09/sa%C4%9Fl%C4%B1k-kadro-1694179577.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
                                <media:thumbnail url="https://www.duzcemanset.com.tr/content/uploads/haberler/2023/09/sa%C4%9Fl%C4%B1k-kadro-1694179577.jpg"/>
                                <enclosure url="https://www.duzcemanset.com.tr/content/uploads/haberler/2023/09/sa%C4%9Fl%C4%B1k-kadro-1694179577.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
                                <link>https://www.duzcemanset.com.tr/ataturk-devlet-hastanesinde-nukleer-tip-uzmani-kadrosu-acildi-4711</link>
                                <pubDate>Fri, 08 Sep 2023 16:25:00 +0300</pubDate>
                              </item><item>
                                <title>DÜZCE SAĞLIKTA ÇAĞ ATLIYOR</title>
                                <description><![CDATA[ Düzce Atatürk Devlet Hastanesi Müdürü Onur Temel, sağlık alanında yaşanan bu gelişmenin tüm detaylarını Öncü TV Haber Müdürü Canan Üstüner’e anlattı. ]]></description>
                                <content:encoded><![CDATA[Düzce Atatürk Devlet Hastanesi bünyesinde ilk kez Çocuk Acili ve Pediatri Yoğun Bakım Ünitesi hizmete giriyor. Düzce İl Sağlık Müdürlüğü’nün girişimleri sonucunda Muncurlu ek hizmet binasına fizik tedavinin ardından Kadın Hastalıkları ve Doğum ile Çocuk Hastalıkları ve Pediatri Yoğun Bakım Ünitesi kazandırılıyor.Aziziye Mahallesi’nde bulunan merkez binadaki kadın ve çocuk hastalıkları poliklinikleri ile yataklı servislerin Muncurlu binasına taşınacağını belirten Temel, söz konusu bölümlerin Kadın Acili, Çocuk Acili ve Pediatri Yoğun Bakım Ünitesi ile birlikte yıl sonuna kadar hizmete gireceği müjdeledi.

Düzce’de, siyasilerin desteği ve İl Sağlık Müdürü Dr. Yasin Yılmaz’ın girişimleri ile sağlık yatırımlarına bir yenisi daha eklendi. Düzce Atatürk Devlet Hastanesi bünyesinde bulunan ve fizik tedavi alanında hizmet veren Muncurlu ek hizmet binasını daha verimli kullanmak ve Aziziye Mahallesi’ndeki mevcut hastanenin yükünü hafifletmek amacıyla söz konusu binada Kadın Hastalıkları ve Doğum ile Çocuk Hastalıkları ve Pediatri Yoğun Bakım Ünitesi kurulmasına yönelik başlatılan çalışmalarda, mutlu sona yaklaşılıyor.

Muncurlu’da fizik tedavi hizmetleri devam edecek

Atatürk Devlet Hastanesi bünyesinde ilk defa hizmete girecek olan Çocuk Acili ve Pediatri Yoğun Bakım Ünitesi ile sağlık alanında Düzce’nin büyük bir eksikliği giderilmiş olacak. Muncurlu ek hizmet binasında fizik tedavi hizmetleri ise devam edecek.

Düzce Atatürk Devlet Hastanesi Müdürü Onur Temel, sağlık alanında yaşanan bu gelişmeyi tüm detayları ile birlikte Öncü TV Haber Müdürü Canan Üstüner’in hazırlayıp sunduğu, ‘Güne Merhaba’ programında anlattı.

“Ek hizmet binamızın boş alanlarını bu şekilde değerlendirdik”

Yıl sonuna kadar hizmete girecek olan yeni sağlık biriminin Düzce Atatürk Devlet Hastanesi’nde bir ilk olduğunu dile getiren Temel, “Muncurlu’daki ek hizmet binamız 2004 senesinde faaliyetteki bir binamızdı. Merkez Aziziye’deki 300 yataklı, arttırılabilir kapasiteyle 350 yataklı hastanemiz açılınca burası bir dönem boş kalmıştı. 2017’nin ağustos ayından itibaren Muncurlu’daki binamızda sadece fizik tedavi hizmeti verilmeye başlandı. Bugüne kadar da sadece fizik tedavi poliklinik hizmetleri yataklı servisler ve rehabilitasyon hizmetlerini Muncurlu hizmet binamızda veriyoruz. Ancak Merkez’deki Aziziye’deki hastanemiz 300 yataklı bir hastane. Düzce nüfusu da her geçen gün arttığı için bir de Düzce’de üniversitemiz var. 2 sağlık kuruluşu olduğumuz için artık mevcut binada kapasite yetmemeye başladı. Yatak, yoğun bakımlar, poliklinik hizmetleri alanında kapasitemiz yetmiyor. İl Sağlık Müdürü’müz Yasin beyin de sürekli ‘Kapasiteyi nasıl arttırırız?’ diye düşündüğünü siz de sürekli takip ettiğiniz için biliyorsunuz. Aziziye Mahallesi’ndeki mevcut binamızda ‘ölü alan’ dediğimiz boş alanlarımızı sağlık hizmetini içine katarak kapasiteyi arttırmaya çalıştık. Bu binamız da yapıldığında güzel bir bina olarak yapıldığından ve tam kapasiteli kullanmadığımızdan bu binayı ‘Tam kapasiteli nasıl kullanırız?’ derken il sağlık müdürümüz ve bizler, hastane ekibimiz, İl Sağlık Müdürlüğü’ndeki diğer yönetici arkadaşlarımızla, kadın doğum ve çocuğun tamamen buraya taşınması talebini Sağlık Bakanlığı’na ilettik. Aynı Ağız ve Diş Hastanesi’nde olduğu gibi bir dal hastanesi gibi düşünmüştük ancak bakanlığımız ona çok sıcak bakmadı, merkez binaya bağlı olarak aynı idare yapısı altında ‘Ek hizmet binasını bu şekilde kullanalım.’ kararı oluştu.” diye konuştu.

“İnşaat süreci tamamlandı, cihazlarımız alındı”

Yeni sağlık birimi için tüm hazırlıkların tamamlandığını kaydeden Temel, “Bakanlığımızla yapılan gerekli görüşmeler, izinler sonrasında burası o şekilde yapılmaya kararı veridi. Gerekli ödenekler yapıldı. İhale süreci yaşadık, yapılmış bir hastaneydi ama Kadın Doğum ve Çocuk olarak bazı alanların değişmesi gerekti. Şu anda bizim hastanemizde olmayan Pediatri Yoğun Bakımı burada açacağız. Açılması için yeni alan oluşturuldu. Bunların inşaat süreci bu şekilde başladı. Artık inşaat sürecini tamamladık gibi, gerekli donanımsal eşyalarımızı, cihazlarımızı aldık, onların planlamasını yerleştirmelerini, temizliklerini yapar olduk. İnşallah en kısa sürede burada Kadın Doğum ve Çocuk Hastalıkları hizmetlerini vermeye başlayacağız.” şeklinde konuştu.

“Personel açığımız olmayacak”

Kadın Hastalıkları ve Doğum ile Çocuk Hastalıkları ve Pediatri Yoğun Bakım Ünitesi için gerekli personel atamalarının yapıldığı bilgisini veren Temel, “Şu anda pediatri ve kadın doğum poliklinikleri için uzman eksikliğimiz yok. Ama son atamalarla birlikte çocuk ekibimiz yeni başladı, ilave olarak çocuk psikiyatri ekibimiz başladı, çocuk nöroloğumuz geldi, onlarla birlikte bu binaya geçince de tam dal hastanesi gibi ek hizmet binası olarak hizmet vermeye başladığımızda da herhangi bir eksiklik yaşamayacağız. Yılbaşında da yeni personel atamaları olduğundan biz buranın açılacağını planlayarak gerekli artırımları bakanlıktan istemiştik, onların da atamaları yapıldı. Şu anda bu binaya geçtiğimizde de personel açığımız olmayacak.” ifadelerine yer verdi.

“Yatak sayısını arttırabiliriz”

“Kadın hastalıkları, doğum, çocuk hastalıkları ve bu alanlara yönelik acil hizmetlerini Muncurlu ek hizmet binamızda vereceğiz.” diyen Temel, yeni sağlık birimi için hastanedeki yatak sayısını arttırabileceklerini ifade etti. Düzce’ye daha kaliteli sağlık hizmeti verebilmek için çalıştıklarını söyleyen Temel, konuşmalarını şu şekilde sürdürdü:

“Merkez binamız sadece yetişkin hastalıkları ve diğer branşların hizmet verdiği bir bina olacak. Kadın ve çocuk hastalara yönelik merkez binamızdaki acil servisimizde de müdahale yapılacak ama hastalar daha sonra buraya getirilecek. Çünkü bütün hizmetlerin, cihazların, ekibin hepsi bu binada olacak. Boşalan poliklinikler bizim şu andaki mevcut binamız hizmetlere yeterli gelmiyor. Boş alan olarak kalmayacak, yetmediği için oradaki poliklinik sayılarını arttıracağız. 100 yataktı şu anda arttırılabilir kapasiteyle 150 yatak kapasitesine çıktı. Şu anda fizik tedavi, kadın hastalıkları ve çocuk hastalıklarında mevcut binadaki yatak sayısını aşağıya indirmeden burada hizmet vermeye başlayacağız.”

“Kadın Doğum ve Çocuk Sağlığı Pediatri Yoğun Bakım Ünitemiz tam kapasite ile sağlık hizmeti verecek”

Kadın hastalıkları ve doğum, çocuk acil ve çocuk pediatri yoğun bakım alanında hizmet verecek olan yeni sağlık biriminin tam kapasite ile halkın hizmetine sunulacağını vurgulayan Temel, “Pediatri yoğun bakım 2. basamak sağlık hizmetlerinin yoğun bakım hizmetlerinin verildiği 7 yataklı bir yoğun bakımımız olacak. Mevcutta pediatri yoğun bakımımız yoktu, bu ek hizmet binasında bu alanı da oluşturarak hastanemizde olmayan bir yoğun bakım hizmetini daha vermeye başlamış olacağız. 6 yataktan oluşan odalardan 1 tanesi bulaşıcı hastalıklarda kullanabileceğimiz izolasyon odası olacak. Düzce Atatürk Devlet Hastanesi’nde bir ilk. Pediatri yoğun bakım bu binaya geçtiğimizde ilk vereceğimiz bir hizmet. Kadın, çocuk hastalarımız başvuru olarak Kadın Doğum ve Çocuk Acili’nden girecekler, gerekli değerlendirmeleri yapıldıktan sonra bir üst katımızda doğumhane ünitemiz olacak. Hamileler orada değerlendirilecek. Doğum zamanı gelmiş gebelerimiz takipleri yapılıp doğumhaneden geçişli olarak yan tarafında, 3 ameliyathane salonumuz olacak, orası hamilelerin sezaryen doğumlarını yapacağı yer olacak. Ameliyathanede gerçekleşen doğumlardan sonra herhangi bir problem gerçekleşirse 2. basamak altı yataklı ve izolasyon odalı yoğun bakımımızda 0- 28 günlük bebeklerin takip edildiği yeni doğan bakım ünitemiz olacak. Kadın doğumun yataklı servisleri doğumdan sonra takip edildikleri ünitemizdir. 24 yatak olacak. Çocuk hastalarımızın takip edildiği 24 yataklı çocuk servisimiz olacak. Çocuk için acil bölümümüzde travma bölümümüz var. Kadın doğum ve çocuk hastalıklarının acil ameliyathane yataklı servislerin yoğun bakımlarının tamamının verildiği bir hizmet olacak.”

“Belediyenin kesintisiz ulaşım hizmeti vermesi için müracaat ettik”

Muncurlu ek hizmet binasına merkezden ulaşım kolaylığı sağlanıp sağlanmayacağı konusunda ise Temel, “Düzce Belediyesi’ne ulaşım noktasında müracaatımızı yaptık. Ulaşım hizmetleri belediye vasıtasıyla verildiği için Düzce Belediyesi umuyoruz ki merkez binamızla burası arasında kesintisiz olarak hizmet verecektir.” açıklamalarında bulundu.

 
]]></content:encoded>
                                <image>https://www.duzcemanset.com.tr/content/uploads/haberler/2023/09/asdasdasdsa-1694516023.jpeg</image>
                                <media:content url="https://www.duzcemanset.com.tr/content/uploads/haberler/2023/09/asdasdasdsa-1694516023.jpeg" type="image/jpeg" medium="image"/>
                                <media:thumbnail url="https://www.duzcemanset.com.tr/content/uploads/haberler/2023/09/asdasdasdsa-1694516023.jpeg"/>
                                <enclosure url="https://www.duzcemanset.com.tr/content/uploads/haberler/2023/09/asdasdasdsa-1694516023.jpeg" length="50000" type="image/jpeg"/>
                                <link>https://www.duzcemanset.com.tr/duzce-saglikta-cag-atliyor-4731</link>
                                <pubDate>Tue, 12 Sep 2023 13:51:00 +0300</pubDate>
                              </item><item>
                                <title>ÇOCUĞUNUZU KENDİ  ELİNİZLE HASTA ETMEYİN!</title>
                                <description><![CDATA[Düzce Üniversitesi’nde görevli Dahiliye Uzmanı Doç. Dr. Attila Önmez, çağın hastalığı olan obezite ile ilgili önemli bilgiler verdi. ]]></description>
                                <content:encoded><![CDATA[Birçok hastalığa davetiye çıkartan obezitenin tedavi edilmediği takdirde ölümcül bir hastalık olduğuna dikkat çeken Önmez, “Obez hastalar obez olmayan hastalara göre daha sık kansere yakalanıyor.” diye konuştu. Önmez ayrıca ebeveynlere çocuklarına çok fazla şeker, çikolata, tatlı türü yiyecekler vermemesi tavsiyesinde bulundu.

Öncü TV Haber Müdürü Canan Üstüner’in hazırlayıp sunduğu, Öncü TV ekranları ve 100.2 Radyo Öncü Ortak yayınıyla geniş kitlelere ulaşan “Güne Merhaba” programına konuk olan Düzce Üniversitesi Hastanesi Dahiliye Uzmanı ve aynı zamanda İç Hastalıkları Anabilim Dalı Başkanı Doç. Dr. Attila Önmez, çağın hastalığı obezite ile ilgili vatandaşlara uyarılarda bulundu.

“Obezite kronik bir hastalık”

Obezitenin kronik bir hastalık olduğunun altını çizen Önmez, hastalığın önüne geçmek için bireylerin beslenme alışkanlıklarına dikkat etmeleri gerektiğini ifade etti. Obezitenin bir çok hastalığa da davetiye çıkarttığını kaydeden Önmez, “Obez demememiz lazım hastaya, bu hakaret olarak algılanabiliyor. Obezite kronik bir hastalıktır. ‘Obezite hastalığınız var.’ dememiz lazım. Onun bir hastalık olduğunu söylememiz lazım. Genetik, psikolojik, beslenme alışkanlıkları gibi sebepleri var. Kadınlarda yüzde 44, erkeklerde yüzde 30 civarında görülüyor. Boyun metre cinsinden karesine kiloyu bölüyoruz. Çıkan değer 30’ün üzerindeyse obez, 40’ın üzerindeyse ölümcül obez. Tedavi seçenekleri ise hayat tarzı değişikliği, diyetisyenle birlikte kalori kısıtlı diyet, egzersiz, davranışsal terapi, ilaç tedavisi, cerrahi. Yutulabilen balon obezite tedavisinde başlangıçta kullanılıyordu ama artık çok tercih edilmiyor. Bir zaman sonra çıkarılıyor. Midenin hacmini küçültmek için yapılıyor. Kişi daha az besinle doyduğunu hissediyor. Çok etkili değil. Cerrahi düşünüyorsa kişi tek bir ameliyat var, Sleeve Gastrektomi. Ameliyattan sonra kilo veriyor hastalar. Alma riski var. Beş yıldan sonra kiloların geri alınmamasına dikkat etmek gerekli. Üniversitede eğitim araştırma ya da işinde uzman bir kişiye gitmeleri gerekli. Piyasada popülizm adına bunu yapan çok kişi var. Hastaların komplikasyonlarıyla biz uğraşıyoruz.” diye konuştu.

“Obezite hastaları daha sık kansere yakalanıyor

Obezite hastalarının daha sık kansere yakalandığını belirten Önmez, “Dünyada en sık ölüm nedeni, Kovid zamanında bile, kalp damar hastalıkları. Obezite, diyabet, hipertansiyon, kolesterol hastalıklara yol açıyor, bundan kurtuluyoruz. Obez hastalar obez olmayan hastalara göre daha sık kansere yakalanıyor. Kolon, meme, endometrium kanseri gibi, bundan kurtuluyoruz. Reflü gastrit gibi mide rahatsızlıkları azalıyor. Diz, kalça eklemlerindeki kireçlenme riskinden kurtuluyorsunuz.” şeklinde konuştu.

“Sağlıklı beslenmeye dikkat edilmeli”

Obezitenin önüne geçmek için sağlıklı beslenmeye dikkat edilmesi gerektiğini anlatan Önmez,  “Genetik faktörler var obezite için. Çocuklara çok fazla şeker, çikolata, tatlı vermemek gerekli. Ekmeği çok tüketmemeleri gerekli, spora yazdırmak gerekli. Erken kahvaltı ederseniz bu enerjiye dönüşüyor ama bu hormon seviyeleri azalıyor. Akşam saat 20:00’den sonra yediklerimiz artık sindirilemiyor. Anoreksiyada beden algısı değişiyor, yediği her şeyi kusabiliyor. Çok zayıflık kas kayıpları, kan düşüklüğü olabiliyor. Problem ruhsal sorunda, psikiyatristlerden destek alarak tedavi ediyoruz. Obezite için geleneksel akupunktur tedavisi var ama plaseboyla karşılaştırmalı bir çalışması yok.” açıklamalarında bulundu.

HABER: Savaş ARI
]]></content:encoded>
                                <image>https://www.duzcemanset.com.tr/content/uploads/haberler/2023/10/51ab7f31-4503-4576-b7be-d95c0d44d04b-1696254407.jpg</image>
                                <media:content url="https://www.duzcemanset.com.tr/content/uploads/haberler/2023/10/51ab7f31-4503-4576-b7be-d95c0d44d04b-1696254407.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
                                <media:thumbnail url="https://www.duzcemanset.com.tr/content/uploads/haberler/2023/10/51ab7f31-4503-4576-b7be-d95c0d44d04b-1696254407.jpg"/>
                                <enclosure url="https://www.duzcemanset.com.tr/content/uploads/haberler/2023/10/51ab7f31-4503-4576-b7be-d95c0d44d04b-1696254407.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
                                <link>https://www.duzcemanset.com.tr/cocugunuzu-kendi-elinizle-hasta-etmeyin-4894</link>
                                <pubDate>Mon, 02 Oct 2023 16:46:00 +0300</pubDate>
                              </item><item>
                                <title> KETEM TIRI SAĞLIK İÇİN YOLLARDA</title>
                                <description><![CDATA[Düzce Halk Sağlığı Hizmetleri Başkanlığı’na bağlı Kanser Erken Teşhis Tarama ve Eğitim Merkezi (KETEM) TIRI Düzce halkının sağlığı için köy köy mahalle mahalle geziyor. Son olarak Bahçeşehir Bölgesi’nde sağlık taraması yapıldı.

]]></description>
                                <content:encoded><![CDATA[Düzce İl Sağlık Müdürü Dr. Yasin Yılmaz’ın girişimleriyle kazandırılan Düzce İl Sağlık Müdürlüğü Halk Sağlığı Hizmetleri Başkanlığı’na bağlı Kanser Erken Teşhis Tarama ve Eğitim Merkezi (KETEM) TIRI sağlık taramalarına devam ediyor.

Düzce Bahçeşehir 6 Nolu Aile Sağlığı Merkezi önünde KETEM Birimi’nde görevli personellerce, kanserinin risk faktörleri, belirtileri, tanı ve tedavi yöntemleri konularında bilgilendirme yapıldı. Sağlık ekipleri ayrıca, kanserden korunmak için önem taşıyan sağlıklı yaşam koşulları hakkında bilgilendirdikleri vatandaşları taramadan geçirdi.
]]></content:encoded>
                                <image>https://www.duzcemanset.com.tr/content/uploads/haberler/2023/10/d9716100-04bd-4924-9208-287a4f6162c1-1696512267.jpg</image>
                                <media:content url="https://www.duzcemanset.com.tr/content/uploads/haberler/2023/10/d9716100-04bd-4924-9208-287a4f6162c1-1696512267.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
                                <media:thumbnail url="https://www.duzcemanset.com.tr/content/uploads/haberler/2023/10/d9716100-04bd-4924-9208-287a4f6162c1-1696512267.jpg"/>
                                <enclosure url="https://www.duzcemanset.com.tr/content/uploads/haberler/2023/10/d9716100-04bd-4924-9208-287a4f6162c1-1696512267.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
                                <link>https://www.duzcemanset.com.tr/ketem-tiri-saglik-icin-yollarda-4913</link>
                                <pubDate>Thu, 05 Oct 2023 16:24:00 +0300</pubDate>
                              </item><item>
                                <title>“OBEZİTE ÖLÜMCÜL BİR HASTALIKTIR”</title>
                                <description><![CDATA[Düzce Üniversitesi Tıp Fakültesi Genel Cerrahi Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Mevlüt Pehlivan, Öncü TV Haber Müdürü Canan Üstüner’in hazırlayıp sunduğu Güne Merhaba programına konuk oldu.]]></description>
                                <content:encoded><![CDATA[25 yıldır Düzce Üniversitesi Hastanesi’nde başarılı operasyonlara imza atan ve obezite cerrahisinde Türkiye’nin sayılı uzmanları arasına parmakla gösterilen Prof. Dr. Mevlüt Pehlivan, obezitenin sigaradan sonra ikinci ölüm nedeni olduğuna dikkat çekti. Düzce Üniversitesi bünyesinde Obezite Merkezi kurulduğunu anımsatan Pehlivan, obezite ve metabolik cerrahisinde hem yurt içi hem de yurt dışındaki hastalar tarafından tercih edilen merkezlerden biri haline geldiklerini vurguladı. Bu başarının arka planında ise güçlü alt yapı ve deneyimli ekip olduğunun altını çizdi.

Gerek Öncü TV ve 100.2 Radyo Öncü ortak yayınıyla geniş kitlelere ulaşan programda çağın hastalığı olan obezitenin tehlikeli sonuçlar ortaya çıkarttığını belirten Prof. Dr. Pehlivan,  “Obezite, çağımızın en önemli sorunu, önlenebilir ölüm nedeni olarak, sigara birinci sırada, yani sigara bırakılması, ölümlerde önemli bir azalmaya yol açabiliyor. İkinci sırada ne geliyor? Obezite acayip bir sorun. Kilo artışına çevresel nedenlerin etkisi olarak ifade edilen ‘Obezojenik’ bir dünyada yaşıyoruz. Dünyada, obezite ilişkili hastalıklarla hayatını kaybedenlerin sayısı, açlıktan hayatını kaybedenlerden kat kat fazla” dedi.

“Obezite Merkezi kurduk”

Düzce Üniversitesi Hastanesi bünyesinde Obezite Merkezi kurduklarını hatırlatan Pehlivan, sözlerine şöyle devam etti: “Düzce Üniversitesi Hastanesi’nde, obezite ve metabolik cerrahi ameliyatları yoğun bir şekilde devam ediyor. Tıbbi tedaviyle ya da hayat tarzı değişiklikleriyle obeziteden kurtulamayan hastalar, obezite cerrahisi ile daha konforlu bir iyileşme sürecine girerek fazla kilolarından kurtuluyor. Hastanemizde üst düzey yoğun bakım, ameliyathane ve ileri laparoskopik cerrahi teknik donanımının yanında tecrübeli anestezi, yoğun bakım ve cerrahi ekibimiz mevcut. Bu da bize yoğun bakım süreci gerektiren daha yüksek riskli metabolik cerrahi hastalarının da tedavisini yürütmemize imkan sağlıyor.”

“Mide balonu ve mide botoksu kalıcı değil” 

Obezite tedavisinde son dönemde yaygın olarak kullanılan mide balonu ve mide botoksu hakkında da konuşan Pehlivan, sözlerine şöyle devam etti: “Mide balonu ve botoksu kalıcı değil. Balon da, botoks da size 8 ay katkı sunabiliyor. Botoksta, plastik cerrahisinde kullanılan madde endoskopik olarak mideye veriliyor. Bu da tokluk hissi veriyor. Bir insanın hastaneye gidip damardan serum yemesi de riskli. Botoksta, merdiven altı diye tabir ettiğimiz uygunsuz şekilde yurtdışından getirilmiş ilaçlardan dolayı hasta kayıpları oldu. Ben botoks yaparken hep tedirginim ama ben şuna güveniyorum; bizim sağlık sistemi üzerinden veya resmi kaynaklardan aldığımız için bizim aldığımız botoks ilacı çakma veya merdiven altı üretim değil. Botokstaki botolizm dediğimiz şey, gıda zehirlenmesine yol açan mikrobun kendisi.”

 
]]></content:encoded>
                                <image>https://www.duzcemanset.com.tr/content/uploads/haberler/2023/10/3953f552-274c-4c16-b5d8-68ec9ee25967-1697811068.jpg</image>
                                <media:content url="https://www.duzcemanset.com.tr/content/uploads/haberler/2023/10/3953f552-274c-4c16-b5d8-68ec9ee25967-1697811068.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
                                <media:thumbnail url="https://www.duzcemanset.com.tr/content/uploads/haberler/2023/10/3953f552-274c-4c16-b5d8-68ec9ee25967-1697811068.jpg"/>
                                <enclosure url="https://www.duzcemanset.com.tr/content/uploads/haberler/2023/10/3953f552-274c-4c16-b5d8-68ec9ee25967-1697811068.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
                                <link>https://www.duzcemanset.com.tr/obezite-olumcul-bir-hastaliktir-5052</link>
                                <pubDate>Fri, 20 Oct 2023 17:10:00 +0300</pubDate>
                              </item><item>
                                <title>ÖĞRENCİLERE AĞIZ VE DİŞ SAĞLIĞI EĞİTİMİ VERİLDİ</title>
                                <description><![CDATA[Düzce’de Sağlık Hizmetleri Başkanlığı, ilkokul öğrencilerine ağız ve diş sağlığı eğitimi vermeye devam ediyor.]]></description>
                                <content:encoded><![CDATA[Düzce İl Sağlık Müdürlüğü Sağlık Hizmetleri Başkanlığınca Merkez Çakırlar İlköğretim okulu öğrencilerine ağız ve diş sağlığı eğitimi verildi. Öğrencilere ağız ve diş sağlığı konusunda bilgilendirmek ve farkındalık oluşturmak amacıyla verilen eğitimde, sağlıklı yaşam için ağız ve diş sağlığının önemi, ağız ve diş bakımının nasıl yapılması gerektiği ve doğru diş fırçalama anlatıldı.
]]></content:encoded>
                                <image>https://www.duzcemanset.com.tr/content/uploads/haberler/2023/11/7d1aa088-fff9-4898-b6b2-419913663639-1699442223.jpg</image>
                                <media:content url="https://www.duzcemanset.com.tr/content/uploads/haberler/2023/11/7d1aa088-fff9-4898-b6b2-419913663639-1699442223.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
                                <media:thumbnail url="https://www.duzcemanset.com.tr/content/uploads/haberler/2023/11/7d1aa088-fff9-4898-b6b2-419913663639-1699442223.jpg"/>
                                <enclosure url="https://www.duzcemanset.com.tr/content/uploads/haberler/2023/11/7d1aa088-fff9-4898-b6b2-419913663639-1699442223.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
                                <link>https://www.duzcemanset.com.tr/ogrencilere-agiz-ve-dis-sagligi-egitimi-verildi-5194</link>
                                <pubDate>Wed, 08 Nov 2023 14:16:00 +0300</pubDate>
                              </item><item>
                                <title>TÜRKİYE’DE DİYABET YÜKSELİŞTE</title>
                                <description><![CDATA[Düzce Atatürk Devlet Hastanesi Endokrinoloji ve Metabolizma Hastalıkları Uzmanı Dr. Mustafa Çalışkan, 14 Kasım Dünya Diyabet günü nedeniyle Öncü Haber mikrofonuna yaptığı açıklamada, hastalık ile ilgili önemli bilgiler verdi. ]]></description>
                                <content:encoded><![CDATA[Diyabetin dünya genelinde yaygın olduğuna dikkat çeken Çalışkan, “Geçtiğimiz dönemlere göre, ülkemizde şeker hastalığı artışı yükselişte” dedi.

 

Şeker hastalığına farkındalık için dünya genelinde kutlanan ‘14 Kasım Dünya Diyabet Günü’ nedeniyle Düzce’de çeşitli etkinlikler düzenlendi.  Bu kapsamda hem halkı diyabet hastalığı konusunda bilinçlendirmek, hem de son dönemlerde artan diyabet hastalarına dikkat çekmek amacıyla Öncü Haber ekibi olarak,  Atatürk Devlet Hastanesinde görev yapan Endokrinoloji ve Metabolizma Hastalıkları uzmanı. Dr. Mustafa Çalışkan'a mikrofon uzattık.

Çalışkan yaptığı açıklamada: ''Diyabet hastalığı sadece bireyleri etkilemez, aynı zamanda toplumun görünmeyen bir yüzüdür.'' diyerek diyabetin önemini bir kez daha dikkat çekti. Çalışkan, yaptığı açıklamada şöyle konuştu;

DİYABET NEDİR? 

Diyabet hastalığı, genel olarak kan şekeri seviyelerinin yüksek seyrettiği bir durumdur. Vücudumuzdaki pankreas organında, insülin salınımındaki eksiklik ya da insülinin etki mekanizmasının bozulması sonucunda, normalde 70 ila 100 arasında olması gereken kan şekeri seviyesinin bu değerleri aşarak vücuda zarar verecek hale gelmesine diyabet hastalığı denir.

DİYABET HASTALIĞININ BELİRTİLERİ NELERDİR? 

Kısaca, diyabet hastalığı iki ana tipten oluşur: Tip 1 ve Tip 2 diyabet. Tip 1 diyabet, doğrudan pankreasın  insülin salgılama yeteneğinin bozulması ve hızlı bir şekilde kan şekeri yüksekliğine yol açan bir türdür. Neyse ki, bu tip nadirdir ve toplam diyabet vakalarının yüzde beş on gibi bir kısmını oluşturur. Hızlı başlangıcı ile karakterizedir ve belirtiler arasında sürekli susama, sık idrara çıkma, aşırı yeme isteği ve genel durum bozukluğu  gibi durumlar yer alır. Diğer tür olan Tip 2 diyabet ise daha yaygındır, genellikle belirli risk faktörlerine bağlı olarak ortaya çıkar ve genellikle kan şekerinin yavaşça yükselmesiyle belirtiler gösterir. Bu belirtiler arasında yüksek kan şekeri, düşük kan şekeri veya tekrarlayan enfeksiyonlar yer alabilir.

 

DİYABETİ TETİKLEYEN DAVRANIŞLAR VAR MIDIR? MESELA ÇOK TATLI YEMEK ŞEKER HASTALIĞINA NEDEN OLABİLİR Mİ? 

Bu soruya şu şekilde cevap verebilirim: 1950'lerde Türkiye'de diyabet oranı yüzde üçtü. 2000'lerde bu oran yüzde yedi-sekizlere yükseldi ve 2015'te ülkemizdeki oran yüzde on beşlere ulaştı. Malesef, şu anda ülkemizde yaşlı nüfusta, yani 20-80 yaş arası ilişkili nüfusta diyabet oranı yüzde yirmilere kadar yaklaşmış durumda. Diyabetli sayısı ise Dünya Diyabet Federasyonu'nun raporlarına göre sekiz dokuz milyon civarında.

Şimdi, sorunuza gelelim. Değişen yaşam koşulları, beslenme alışkanlıkları, özellikle karbonhidrat ve kalori içeriği yüksek gıdalara daha fazla ulaşma imkanları, hızlı beslenme kültürünün yaygınlaşması gibi faktörler, diyabet riskini artırabilir. Ayrıca, basit karbonhidratları ve glikoz şurubu gibi ürünleri aşırı tüketmek, diyabet riski taşıyan bireylerde hastalığın ortaya çıkma sürecini hızlandırabilir.

 

DİYABET HASTASI OLAN VATANDAŞLARIMIZA NE ÖNERİDE BULUNUYORUZ? NELER YAPMALIDIR? 

Şimdi, burada bir müsaadenizle bir pencereyi daha açmak istiyorum. Diyabet hastalığı sadece bireyleri etkilemez, aynı zamanda toplumun görünmeyen bir yüzüdür. Diyabet tanısı almış ancak farkında olmayan geniş bir kitle de bulunmaktadır. Bu kişilere ulaşmak, tanı koymak ve diyabet sürecinde olan bireyleri tespit etmek, sağlık hizmeti sunucuları olarak bizim önemli bir hedefimizdir. Diyabet hastalarına önerim, tedavi programlarına uymaları ve belirli aralıklarla önerilen kontrolleri düzenli bir şekilde yapmalarıdır. Bu, diyabet ekibinin belirlediği tedavi hedeflerine ulaşmalarında önemlidir. Modern tıbbın sunduğu tedavilerle, diyabeti etkili bir şekilde kontrol altına alabiliriz. Bu tedavi sürecine sadık kalmak, yaşam tarzını düzenlemek önemlidir. Bu konuda motivasyonlarını sürdürmelerini önemle tavsiye ederim.

 

 
]]></content:encoded>
                                <image>https://www.duzcemanset.com.tr/content/uploads/haberler/2023/11/thumbs_b_c_d305e2f99e1f7b07c4f91bb5926b2737-1700057555.jpg</image>
                                <media:content url="https://www.duzcemanset.com.tr/content/uploads/haberler/2023/11/thumbs_b_c_d305e2f99e1f7b07c4f91bb5926b2737-1700057555.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
                                <media:thumbnail url="https://www.duzcemanset.com.tr/content/uploads/haberler/2023/11/thumbs_b_c_d305e2f99e1f7b07c4f91bb5926b2737-1700057555.jpg"/>
                                <enclosure url="https://www.duzcemanset.com.tr/content/uploads/haberler/2023/11/thumbs_b_c_d305e2f99e1f7b07c4f91bb5926b2737-1700057555.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
                                <link>https://www.duzcemanset.com.tr/turkiyede-diyabet-yukseliste-5239</link>
                                <pubDate>Wed, 15 Nov 2023 17:12:00 +0300</pubDate>
                              </item><item>
                                <title> AKILCI ANTİBİYOTİK KULLANIM ÇAĞRISI</title>
                                <description><![CDATA[İl Sağlık Müdürü Dr. Yasin Yılmaz, 18 Kasım Avrupa Antibiyotik Farkındalık Günü ve 18-24 Kasım Dünya Antimikrobiyal Farkındalık Haftası için açıklamalarda bulundu. ]]></description>
                                <content:encoded><![CDATA[Yılmaz, 18-24 Kasım’ın "Dünya Antimikrobiyal Farkındalık Haftası" olmasının sebebinin, Dünya Sağlık Örgütü tarafından antibiyotik direnci konusunda farkındalık oluşturulmak istenmesi olduğunu belirtti.Sağlık çalışanları politika yapıcılar ve halk arasında iyi uygulamaların teşvik edilmesi ve her düzeyde bilinçli adımlar atılması amacıyla yapılan farkındalık haftası için Yılmaz, sağlığın yaşam desteği konusunda en önemli şey olduğunu belirterek, “Öncelik vermemiz gereken sağlıklı yaşam için, beden sağlığımızı korumak, sağlıklı beslenmek, fiziksel aktiviteye önem vermek, sigara ve alkol kullanımından uzak durmaktır. Hastalık durumunda ise dikkat etmemiz gereken birincil konu bilinçli ilaç kullanımıdır.” ifadelerini kullandı.

“Yapılacak en ufak bir hata, geriye dönüşü olmayan problemlere sebep olabilir.”

Sağlık Bakanlığı’nın antibiyotiğin bilinçli kullanımına çok önem verdiğini dile getiren Yılmaz, “Halkı bilinçlendirme amaçlı yürüttüğü, destek bilgilendirmelerle hastaların ilaç kullanımlarında nelere dikkat etmeleri gerektiğini, neden dikkat etmeleri gerektiği, sonrasında yaşanabilecek olası durumların neler olduğu yönündeki açıklamalar, dikkate alınması gereken bilgilerdir. Yapılacak en ufak bir hata, geriye dönüşü olmayan problemlere sebep olabilir.” açıklamalarında bulundu.

Antibiyotiklerin insan ve hayvanlarda yanlış kullanımının, antibiyotik direnci sürecini hızlandırdığını vurgulayan Yılmaz, kullanılan antibiyotiklere direnç geliştikçe hastalıklarla mücadelenin daha zor hale geldiğini, uzun hastane yatışlarına, yüksek tıbbi maliyetlere ve artan ölümlere neden olduğunu belirtti.

Bu sürecin antibiyotiklerin yanlış ve aşırı kullanımı, zayıf enfeksiyon önleme tedbirleri ve yetersiz kontrol ile hızlandığını da ekledi.

Mutlaka bir hekime danışmak gerekli

Yılmaz, antibiyotiğe dirençli enfeksiyonların, özellikle organ nakli olanlar, diyaliz tedavisi gören böbrek hastaları ve kanser hastaları için ciddi tehdit oluşturduğuna dikkat çekti.

Bu durumun tedavi süreçlerini zorlaştırarak komplikasyon ve ölüm oranlarını arttırabileceğini belirten Yılmaz, hastaların ilaç kullanırken ilk olarak her ilacın prospektüsünde de yazdığı üzere mutlaka bir hekime danışmak zorunda olduklarını vurguladı.

Dünya Sağlık Örgütü’nün tahminlerine göre, ilaçların yarısından fazlasının uygun olmayan şekilde reçetelenmekte olduğunu ve satıldığını belirten Yılmaz, “Tüm hastaların yarısı ilaçlarını doğru şekilde kullanamamaktadır. Tüm dünyada olduğu gibi ülkemizde de yanlış ve gereksiz ilaç kullanımı halk sağlığını etkileyen ciddi bir sorundur. Akılcı olmayan ilaç kullanımı hastaların tedaviye uygunluğunun azalmasına, ilaç etkileşimlerine, bazı ilaçlara karşı direnç gelişmesine, hastalıkların tekrarlamasına ya da uzamasına neden olmaktadır.” ifadelerine yer verdi.

“Bitkisel ürün gibi tedaviye yönelik diğer ürünlerin bilinçsiz kullanımından kaçınılmalıdır”

Akılcı antibiyotik kullanımı çerçevesinde antibiyotik kullanımında özen gösterilmesi gerektiğini dile getiren Yılmaz, “Önerilen süreden daha az kullanımlar bakterilerin ilaca karşı direnç oluşturmasına ve antibiyotiğin tekrar kullanımı gerektiğinde aynı hastaya etkisiz olmasına sebep olmaktadır. Süre ve doz sıklığına uyulmaması tedavi sürecini olumsuz etkileyecektir.

Ayrıca hekim tarafından verilen ve kullanılan ilaçlar ve destek amacıyla alınan bitkisel ilaçlar aynı anda kullanıldığında oluşan etkileşimle, ilacın etkisi yok olabilir, azalabilir veya 2 – 3 katına çıkabilir. Doz atlamamaya ve ilacı hekimin önerdiği şekilde almaya özen gösterilmelidir.

İlaç dışı gıda takviyesi, bitkisel ürün gibi tedaviye yönelik diğer ürünlerin bilinçsiz kullanımından kaçınılmalıdır.” açıklamalarında bulundu.

 
]]></content:encoded>
                                <image>https://www.duzcemanset.com.tr/content/uploads/haberler/2023/11/antibiyotik-1700644107.jpg</image>
                                <media:content url="https://www.duzcemanset.com.tr/content/uploads/haberler/2023/11/antibiyotik-1700644107.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
                                <media:thumbnail url="https://www.duzcemanset.com.tr/content/uploads/haberler/2023/11/antibiyotik-1700644107.jpg"/>
                                <enclosure url="https://www.duzcemanset.com.tr/content/uploads/haberler/2023/11/antibiyotik-1700644107.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
                                <link>https://www.duzcemanset.com.tr/akilci-antibiyotik-kullanim-cagrisi-5281</link>
                                <pubDate>Wed, 22 Nov 2023 12:08:00 +0300</pubDate>
                              </item><item>
                                <title>UYUZ VAKALARINDA ARTIŞ VAR</title>
                                <description><![CDATA[Tüm Türkiye’de olduğu gibi Düzce’de de uyuz vakalarında artış var. ]]></description>
                                <content:encoded><![CDATA[Düzce Atatürk Devlet Hastanesi ve Düzce Üniversitesi Hastanesi’ne uyuz mikrobu başvuruları yoğun artış gösterirken, Düzce İl  Sağlık Müdürlüğü Halk Sağlığı Başkanlığı ekipleri  salgın ile ilgili harekete geçti. Uyuz mikrobunun özellikle okullarda sık görüldüğü belirtiliyor.

 

Düzce’de uyuz vakalarında yaşanan artış, korkutucu boyutlara ulaştı. Bulaşıcı bir mikrop olan uyuz, en çok öğrenciler arasında yaygın olarak gözüktüğü ifade edilirken, hastanelerde salgın nedeniyle yoğunluk oluştu.

Uyuz salgını ile ilgili harekete geçen Düzce İl Sağlık Müdürlüğü ekipleri, il genelindeki tüm Aile Hekimlikleri ve Aile Sağlığı Merkezlerine farkındalık amacıyla bilgilendirici broşür ve afişler gönderildi.

Uyuz nasıl bulaşır?

Sağlık yetkilileri tarafından uyuza karşı yapılan bilgilendirmede şunlar kaydedildi: “Uyuz genellikle hasta olan biriyle doğrudan ve uzun süreli yakın temas ile bulaşır. Kişiden kişiye genellikle 15-20 dakikalık bir sürede bile yakın temasla (aynı yatakta yatma, ele ele tutuşma gibi) bulaşabilir. Yatak takımı, giysi ve havlu gibi kişisel eşyaların ortak kullanımı uyuzun bulaşmasını ve yayılmasını kolaylaştırır.

Uyuz belirtileri kaç günde ortaya çıkar?

İlk defa uyuza yakalanan bir kişide belirtilerin başlaması 2-6 hafta kadar sürebilir. Ancak daha önce uyuza yakalanan bir kişide, belirtiler genellikle maruz kaldıktan 1-4 gün içinde ortaya çıkar. Hastalık belirtilerinin başlamadığı bu dönemlerde bile kişi uyuzu başkalarına bulaştırabilir.

Uyuz belirtileri

Uyuzun en önemli belirtisi şiddetli gece kaşıntısıdır. Kaşıntı, kişinin yatağa girip ısınması ile artar ve kişiyi uykudan uyandırabilecek şiddette iken gündüzleri daha hafiftir. Kaşıntı genellikle el parmak araları, el bileğinin iç yüzü, bilekler, koltuk altları, dirsekler ve kasıklarda görülmekle birlikte tüm vücutta görülebilmektedir. Hastalığın en belirgin bulgusu parmaklar arasında dalgalı kirli bir çizgi halinde görülen, uyuz böceğinin içinde yaşadığı, gri beyaz renkli, 1-10 mm uzunluğundaki tünellerdir. Kişilerde özellikle geceleri artan şiddetli kaşıntı ve deride görülen içi su dolu keseciklerin görülmesi uyuz şüphesini arttırır. Böyle bir durumla karşılaşıldığında bir an önce Sağlık Kuruluşuna başvurulmalıdır.

 Uyuz hastalığından korunma yolları

Hastalığın önlenmesi ve kontrolü için uyuz olan kişi ile birlikte yaşayan kişilerin de aynı zamanda tedaviye alınması son derece önemlidir. Özellikle aile bireylerinin kaşıntısının olup olmamasına bakılmaksızın mutlaka birlikte tedavi olması gerekir. Aynı anda tedavi uygulanmadığı takdirde hastalık kişiden kişiye bulaşmaya devam edecektir. Uyuz hastası ve evde beraber yaşadığı kişiler tarafından kullanılan giysiler, çarşaflar ve havlular en az 60 derecede yıkanmalı ve ütülenmelidir. Yatak takımları birkaç gün havalandırılmalıdır. Yıkanamayacak eşyaların ağzı bağlı olan bir poşet içerisinde ortalama üç gün saklanması gerekir. Ayrıca zemin ve mobilyalar elektrik süpürgesi ile temizlenmelidir.”

HABER: Savaş ARI
]]></content:encoded>
                                <image>https://www.duzcemanset.com.tr/content/uploads/haberler/2023/11/uyuz-1700740862.jpg</image>
                                <media:content url="https://www.duzcemanset.com.tr/content/uploads/haberler/2023/11/uyuz-1700740862.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
                                <media:thumbnail url="https://www.duzcemanset.com.tr/content/uploads/haberler/2023/11/uyuz-1700740862.jpg"/>
                                <enclosure url="https://www.duzcemanset.com.tr/content/uploads/haberler/2023/11/uyuz-1700740862.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
                                <link>https://www.duzcemanset.com.tr/uyuz-vakalarinda-artis-var-5296</link>
                                <pubDate>Thu, 23 Nov 2023 15:00:00 +0300</pubDate>
                              </item><item>
                                <title>''ÇOCUKLARINIZ RİSK İÇERESİNDE''</title>
                                <description><![CDATA[İl Sağlık Müdürlüğü Halk Sağlığı başkanlığı bünyesinde hizmet veren Sağlıklı Hayat Merkezi’nde görevli Psikolog Zeynep Alçelik Uran, çocuklardaki ekran bağımlılığı tehlikesine dikkat çekerek ailelere önemli uyarılarda bulundu.]]></description>
                                <content:encoded><![CDATA[Son zamanlarda artan ve çocukları esir alıp gelişimlerini olumsuz etkileyen ekran anne babaların en büyük sorunu haline geldi. Teknolojinin her geçen gün geliştiği günümüzde iç içe olan çocuklar, her alanlarında ekrana bağlı bir hale geldi. Çocukların çoğu olumsuz ve uygunsuz oyun, video ve görsellerle küçük yaşta tanışması çocukları ve ülkenin geleceğini tehlikeye atıyor. Ekran bağımlılığı anne babalar için de büyük tehdit oluştururken,  Öncü Haber ekibi hem aileleri bilgilendirmek hem de oluşabilecek olumsuzluklara karşı alınması gereken önlemleri İl Sağlık Müdürlüğün Halk Sağlığı başkanlığı bünyesinde hizmet veren Sağlıklı Hayat Merkezinde görevli Psikolog Zeynep Alçelik Uran ile görüştü.

Çocuklardaki ekran bağımlılığı ile ilgili tehlikeye dikkat çeken Uran, şöyle konuştu;

''Bir insanın, bir yetişkinin çok temel şeylere ihtiyacı vardır. Bu gününü verimini geçirmek, bakım almak, ilgi almak, sevgi almak olabilir. Bunları romantik ilişkilerde de yetişkinler arzu eder. İş ilişkilerinde akran ilişkilerinde de arzu eder. Çocukların aslında bu noktada ekstra ihtiyaçları yok, çocuklar da bunları istiyor. Birileriyle ilişki içerisinde olmak, birilerinin onu görmesi ve onaylaması, eğlence ihtiyacının doyurulması, bir bakıma çocuk neden teknoloji kullanıyor sorusunu açıklayan şeyler de bu. Yani çocuk teknolojideyken çok temel bazı ihtiyaçlarını karşılıyor. Çevrimiçi arkadaşlıklar bunların en temel unsurlarından biri, orada heyecan arayışını ve harekete olan ihtiyacını bile doğrudan karşılayamasa bile çok ciddi bir cezbedici hareketler var.''

''Eğer çok fazla teknolojiyle vakit geçiriyorsa''

Aileler çocukları eğer çok fazla teknolojiyle vakit geçiriyorsa, bir nedenden başlayarak cevap aramaları çok mümkün olabilir. Orada karşıladıkları ihtiyacına, alternatifler sunarak davranışı kontrol altına alabiliriz. Oynayan bir çocuğu,’ hadi kalk artık çok fazla oynadın’ diyerek boşluğa yönlendirmek ya da ‘çok fazla çizgi film izledin’ diyerek televizyonu kapatmak. Sadece o çocukta çok fazla öfkeye sebep olabilir. Onun yerine çocuğa konulacak sınır ve çocuğa sunulacak alternatifleri olabildiğince zenginleştirmek gerekir.

''Teknolojiyle kuracağı bağa ve ilişkiye sınır koymasını sağlayabilir.''

Çok temel, hayatımıza dengeyi sağlamak için ihtiyaçlarımız var. Bunlardan biri fiziksel ihtiyaçlar. Harekete, eğlenmeye ihtiyacımız var. Çocukları bu alanda ek aktivitelere sokmak; Bu bir spor olabilir ki artık kamusal anlamda da ücretsiz gençlerin ve çocukların destek alabileceği kamu kuruluşları var. Bununla birlikte ilişkiye ihtiyacımız var, bu akran ilişkileri olduğu gibi aileyle olan ilişkiler de olabilir. Yapılan araştırmalar, her zaman koruyucu aile ilişkilerinin her türlü riskleri azalttığını gösteriyor. Bu ilişkileri nitelikli hale getirmek, en azından öğünleri birlikte yemek ya da gün içerisinde bir kere çay içmek bile çocuklarla birlikte azalttığını biliyoruz artık. Bununla birlikte çocukların üretmeye ihtiyacı var. Bizim çocukların üretimi başarılı olabilecek alanlarını, alanları yönlendirmemiz çok kıymetli. Bunlar yine kurslar olabilir, el sanatları olabilir ya da okulda yine kendini başarılı hissedebileceği alanlara, çocuğun ilgi alanlarına yönlendirmek olabilir. Hayatta değerli aile tarafından ve toplum tarafından kabul edildiğini hissetmeye hepimizin ihtiyacı var. Çocukların da buna ihtiyacı var, Buraya yönlendirmek de olabilir. Yani amacımız hiçbir zaman, oyun oynama, sosyal hayatın içinde ol demek olmamalı. Çünkü sosyal hayatın içinde şu an okulda bile çocuklar oynadıkları oyunlar ve ilerledikleri etaplar üzerinden sosyalleşiyorlar. Bunu çok daha dengeli bir şekilde sürdürmeye başladığınızda çocuk bağımlılık ya da zararlı kullanıma kaymayacaktır. Burada yine hem aile olarak hem de toplum kamu kurumları olarak çok fazla iş değişiyor. Ben değişmem çocuk değişsin demek ise herhalde çok olmayacak bir dua. Çünkü çocuklar çok uyumludur, içinde bulundukları aile ve topluma uyarlar.  Eğer çocukta bir problem üzerinde çalışıyorsak her zaman aile esas ve temel alınır. Bu nedenle öncelik aileden başlayarak, toplum olarak değişmeli ve çocuktan bir değişim beklemeliyiz.

''Aile öfkeyi karşılayacak ve kabul edecek ardından çocuğun uyumlanmasını bekleyeceğiz''

Burada davranış şiddeti çok önemli. Eğer burada çok fazla reaksiyon veriliyorsa fazla saldırgan davranan bir çocuk varsa, böyle çocuklarla ilgili elbette bir uzman desteği çok kıymetli olabiliyor. Uzmanlar da hiçbir zaman sadece çocuğu esas almazlar aileyle çalışırlar ve aile sistemindeki ihtiyaçları görmeye çalışırlar. Elbette biz de keyifli şeyler yapmak isteriz ve o keyfi durduran şeye karşı öfkeleniriz. Parça öfkeden de aslında bir problem çıkmaz, önemli olan o öfkeyi ailenin kabul etmesidir. Burada çocuğun öfkelenmesinde bir problem yok. Aile öfkeyi karşılayacak ve kabul edecek ardından çocuğun uyumlanmasını bekleyeceğiz. Bu bir kerede, iki kerede de olan bir şey değil. Çocuklar ve biz de böyle alışkanlık kazanmak karmaşık bir süreçtir. Bunu kabul ederek ailelerin yola çıkması gerekir, çocuklarda davranış değişikliği de böyle olur.

''Çocuğumuzun bize öğrettiği şeyleri almak bizi de kişilik olarak çok geliştirecektir''

Çocuklar bizimle birlikte çok kalmayacaklar, yani baktığınızda çocukluk dediğimiz şey ilk on on bir yıl, ondan sonra o yıllarda ne verdiysek çocuk nasıl bir ilişki kurduysak hayat boyu gidecek. Elbette aileler bu çağda çok fazla baskı altında, pandemide hiç olmadığı kadar çocuklarıyla, hiçbir neslin vakit geçiremediği kadar Aileler vakit geçirdi, bu da bir avantaj olarak değerlendirilebilir, Dezavantajları da olabilir. Şunu bilmeliyiz ki görevimiz var, ebeveyn olmayı biz tercih ettik. Bir görevimiz var ve o görev sondu, ondan sonra yetişkin ilişki kuruyoruz çocuklarımızla ve süreci olabildiğince çok etkin geçirmek hem kendinizin hem de çocuğunuz adına çok iyi bir ilişki anlamına geliyor. Doyumlu bir ilişki anlamına geliyor. Çocuğumuzun bize öğrettiği şeyleri almak bizi de kişilik olarak çok geliştirecektir. Karşılıklı kazanımlar Onun dışında elbette krizler çıkacak, elbette beğenmediğiniz onaylamadığımız, yollara girecek, deneyimleyecek, bu bizim çocukluk tarihimizde de var zaten. Bireysel olarak hepimizin çocukluğunda hatalar ve gençliğinde hatalar var. Bunları kabul ederek davranmak, biz de Öfkeli, davranabiliyoruz çocuklara karşı, öfkenin şiddetini azaltacağına inanıyorum. Hiç kimse mükemmel değil, ebeveyn olarak da mükemmel değil. Kendimizden de çok fazla mükemmeliyetçi ebeveynlik beklemek, bazen çocuğa da çok fazla kızgınlıkla yaklaşmamıza sebep oluyor. Anne baba olarak bizler de kusurluyuz çocuğunda bazı kusurları olacaktır. Önemli olan bunları fırsata çevirip aşmak olmalı diye düşünüyorum.

 
]]></content:encoded>
                                <image>https://www.duzcemanset.com.tr/content/uploads/haberler/2023/12/thumbs_b_c_8ce1652268b8e50bd9e7b6f338accd8e-1701526391.jpg</image>
                                <media:content url="https://www.duzcemanset.com.tr/content/uploads/haberler/2023/12/thumbs_b_c_8ce1652268b8e50bd9e7b6f338accd8e-1701526391.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
                                <media:thumbnail url="https://www.duzcemanset.com.tr/content/uploads/haberler/2023/12/thumbs_b_c_8ce1652268b8e50bd9e7b6f338accd8e-1701526391.jpg"/>
                                <enclosure url="https://www.duzcemanset.com.tr/content/uploads/haberler/2023/12/thumbs_b_c_8ce1652268b8e50bd9e7b6f338accd8e-1701526391.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
                                <link>https://www.duzcemanset.com.tr/cocuklariniz-risk-iceresinde-5406</link>
                                <pubDate>Sat, 02 Dec 2023 17:12:00 +0300</pubDate>
                              </item><item>
                                <title> AZİZİYE’DE YENİ HİZMET: AİLE SAĞLIĞI MERKEZİ</title>
                                <description><![CDATA[İl Sağlık Müdürlüğü, Düzce’deki sağlık yatırımlarına bir yenisini daha ekledi. İl Sağlık Müdürü Dr. Yasin Yılmaz’ın girişimleri ile Aziziye Mahallesi’nde yapımı tamamlanan Aile Sağlı Merkezi hizmet vermeye başladı.]]></description>
                                <content:encoded><![CDATA[Düzce’de sağlık alanında yapılan yatırımlar devam ediyor. Merkeze bağlı Aziziye Mahallesi’nde bulunan eski Verem Savaş Dispanseri ve 112 Başhekimliği olarak hizmet veren binanın yıkılarak Aile Sağlığı Başhekimliği ile Aile Sağlığı Merkezi yapılması için geçtiğimiz aylarda çalışma başlatılmıştı.

Yeni binanın inşaatının tamamlanması ile birlikte sağlık hizmeti başladı.

5 Aile Hekimliği Birimli olarak inşa edilen 12 Numaralı Aile Sağlığı Merkezi, Sağlık Bakanlığı’nın onayı ile ilk etapta 2 aile hekimi ile hizmet sunuyor. 

Günlük 12 bin 500 hasta kapasiteli olan Aile Sağlığı Merkezi’nin Aziziye Mahallesi, Mergiç Mahallesi Mamure Köyü, Şaziye Köyü, İhsaniye Köyü, İstilli Köyü ve Karadere Hasanağa Köyü’ne hizmet vermesi planlanıyor.

HABER: Savaş ARI
]]></content:encoded>
                                <image>https://www.duzcemanset.com.tr/content/uploads/haberler/2023/12/sa%C4%9Fl%C4%B1k-1701956810.jpg</image>
                                <media:content url="https://www.duzcemanset.com.tr/content/uploads/haberler/2023/12/sa%C4%9Fl%C4%B1k-1701956810.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
                                <media:thumbnail url="https://www.duzcemanset.com.tr/content/uploads/haberler/2023/12/sa%C4%9Fl%C4%B1k-1701956810.jpg"/>
                                <enclosure url="https://www.duzcemanset.com.tr/content/uploads/haberler/2023/12/sa%C4%9Fl%C4%B1k-1701956810.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
                                <link>https://www.duzcemanset.com.tr/aziziyede-yeni-hizmet-aile-sagligi-merkezi-5456</link>
                                <pubDate>Thu, 07 Dec 2023 16:46:00 +0300</pubDate>
                              </item><item>
                                <title>UMKE GÖNÜLLÜLERİNE TIBBİ KBRN FARKINDALIK EĞİTİMİ</title>
                                <description><![CDATA[Düzce İl Sağlık Müdürlüğü Sağlık Hizmetleri Başkanlığı Acil ve Afetlerde Sağlık Hizmetleri Birimi koordinasyonunda Düzce Ulusal Medikal Kurtarama Ekibi (UMKE) görev yapan personellere yönelik Tıbbi KBRN (Kimyasal, Biyolojik, Radyolojik ve Nükleer)...]]></description>
                                <content:encoded><![CDATA[Düzce Ulusal Medikal Kurtarama Ekibi görev yapan personellere Tıbbi KBRN (Kimyasal, Biyolojik, Radyolojik ve Nükleer) eğitimi verildi.

İl Sağlık Müdürlüğü Ek Hizmet Binası Eğitim Salonunda gerçekleştirilen ve 18 UMKE gönüllüsünün katıldığı eğitimde, personellerin Tıbbi (KBRN) tehlikeleri konusunda farkındalığını arttırarak basit kişisel korunma bilgi ve becerisini kazandırmak, (Dekontaminasyon Kimyasal Maddeden Arındırmak) vakalarda hastane öncesi ve hastaneye geldikleri andan itibaren uygulanacak hastane organizasyonu ve sağlık çalışanlarının müdahale anında kullanacağı koruyucu ekipman kullanımı uygulamalı olarak anlatıldı.
]]></content:encoded>
                                <image>https://www.duzcemanset.com.tr/content/uploads/haberler/2025/02/whatsapp-image-2025-02-25-at-10-1740494392.jpeg</image>
                                <media:content url="https://www.duzcemanset.com.tr/content/uploads/haberler/2025/02/whatsapp-image-2025-02-25-at-10-1740494392.jpeg" type="image/jpeg" medium="image"/>
                                <media:thumbnail url="https://www.duzcemanset.com.tr/content/uploads/haberler/2025/02/whatsapp-image-2025-02-25-at-10-1740494392.jpeg"/>
                                <enclosure url="https://www.duzcemanset.com.tr/content/uploads/haberler/2025/02/whatsapp-image-2025-02-25-at-10-1740494392.jpeg" length="50000" type="image/jpeg"/>
                                <link>https://www.duzcemanset.com.tr/umke-go%CC%88nu%CC%88llu%CC%88lerine-tibbi-kbrn-farkindalik-eg%CC%86itimi-10859</link>
                                <pubDate>Tue, 25 Feb 2025 17:39:00 +0300</pubDate>
                              </item><item>
                                <title>“SOĞUK HAVALAR BÜYÜK RİSK OLUŞTURUYOR”</title>
                                <description><![CDATA[Prof. Dr. Merih Kutlu, rüzgar ve soğuğun kalp damarlarında büzüşme ve daralmaya neden olabileceğini belirterek, bunun kalp hastaları için risk oluşturabileceğini söyledi.]]></description>
                                <content:encoded><![CDATA[Prof. Dr. Merih Kutlu, kalp hastalıklarının dünyada ve Türkiye'de en önemli ölüm sebeplerinin başında geldiğini söyledi.

Dünya Sağlık Örgütü verilerine göre, dünyada yılda yaklaşık 18 milyon, Türkiye'de de 200 bin kişinin kalp hastalığına bağlı hayatını kaybettiğine dikkati çeken Kutlu, "Ne yazık ki bu sayı her geçen gün daha da artış gösteriyor. Özellikle şu günler kalp hastaları için daha riskli. Kalp hastalığı açısından yüksek tansiyon, kalp krizi, kalp yetmezliği ya da kalp hastalıklarına bağlı ölümlerde artış görülebiliyor. Bu nedenle de soğuk havada özellikle kalp hastalarının daha çok dikkat etmesi gerekiyor." diye konuştu.

Kutlu, sıcaklık azaldıkça vücudun ısı dengesini koruyabilmek için bazı düzenleme mekanizmalarının devreye girdiğini anlatarak, "Bunlar içinde de en önemlisi cildin kan dolaşımı. Cilt kan dolaşımı soğuk havalarda büzüşerek vücudun ısısını korumaya çaba gösteriyor." ifadelerini kullandı.

Böyle durumlarda kalbin daha fazla kan pompalamak zorunda kaldığına dikkati çeken Kutlu, şu değerlendirmede bulundu:

"Bu da kalp hızını, kan basıncını arttırabiliyor. Tabii ki kalp hızı artışı, kan basıncındaki yükselmeler sağlıklı insanlarda herhangi bir etki göstermiyor ancak kalp hastalarını olumsuz etkileyebiliyor. Soğukla birlikte kalp damarlarında da büzüşme meydana gelebiliyor ve bunun sonucunda da koroner arter hastalığı yani kalp damarlarında tıkanıklık olan hastalarda bu durum daha da darlığı arttırabiliyor. Hastalarda göğüs ağrısı gibi anjina dediğimiz şikayetlere sebep olabiliyor."

"Bağışıklık sisteminin zayıflaması enfeksiyonlara yatkınlığı arttırıyor"

Prof. Dr. Kutlu, kışın bağışıklık sisteminin zayıflamasının özellikle enfeksiyonlara yatkınlığı arttırdığını söyledi.

Enfeksiyonlara bağlı olarak basit soğuk algınlığından grip, nezle ve akciğer hastalıklarına kadar birçok hastalığın gelişebildiğini anlatan Kutlu, enfeksiyonla beraber ateş yüksekliğinin kalp hızını daha da hızlandırabileceğine işaret etti.

Kutlu, kalbin daha hızlı çalışmasının, oksijen tüketimini arttırdığını, bunun da özellikle koroner arter ya da kalp yetmezliği bulunan hastalarda ilave risk getirdiğini vurguladı.

Kalp hastalarına grip, özellikle 65 yaş üstü kronik hastalığı olanlara da zatürre aşısı olmalarını tavsiye eden Kutlu, şunları kaydetti:

"Kışın hem soğuğun etkisi hem de hareketsizlik sonucunda kilo alımı olabiliyor ve bunların hepsi hastaları olumsuz etkileyebiliyor. Onun için kalp hastalarının egzersizlerini aksatmaması önemli ancak çok soğuk havalarda ve özellikle rüzgara karşı yürümemeleri lazım. Çok uzun saatler dışarıda olmamalılar. Koroner arter hastaları için özellikle söylüyorum, rüzgarla ya da soğukla birlikte kalp damarlarında büzüşmeler, daralma olabilir. Bu normal insanları etkilemezken kalp hastalarında artı risk getirebilir. Buna dikkat etmelerini öneriyorum."

Yakın temastan kaçınılması ve enfeksiyon ihtimaline karşı kapalı ortamlarda bulunulmamasını öneren Kutlu, sebze ve meyve ağırlıklı beslenme ile sıvı alımına da dikkat edilmesi gerektiğini söyledi.

"Tansiyon hastalarının ilaçlarını düzenli kullanması önemli"

Prof. Dr. Kutlu, özellikle kışın hastalarda kan basıncında yükselmeleri çok sık gözlemlediklerine işaret etti.

Tansiyon hastalarının ilaçlarını düzenli kullanmasının, tansiyon takiplerini biraz daha sık yaptırmasının faydalı olacağını anlatan Kutlu, "Aynı şekilde uyku düzenlerine dikkat etmeleri önemli. Kışın, yaz aylarında olduğu kadar D vitamininden faydalanamıyoruz. Bu nedenle de kış döneminde D vitamini takviyeleri alabiliriz ya da enfeksiyondan korunmak için kış çaylarından tüketebiliriz." tavsiyesinde bulundu.

Kutlu, göğüs ağrısı, nefes darlığı ve çarpıntı gibi şikayetlerde mutlaka doktora başvurulması gerektiğini söyledi.

Grip ilaçlarındaki burun tıkanıklığına faydalı bazı etken maddelerin kan basıncını yükseltebildiğini, çarpıntıya yol açabildiğini dile getiren Kutlu, özellikle tansiyon hastalarının bu ilaçları doktor tavsiyesiyle kullanması gerektiğini sözlerine ekledi.
]]></content:encoded>
                                <image>https://www.duzcemanset.com.tr/content/uploads/haberler/2025/02/uzman-1740561433.jpeg</image>
                                <media:content url="https://www.duzcemanset.com.tr/content/uploads/haberler/2025/02/uzman-1740561433.jpeg" type="image/jpeg" medium="image"/>
                                <media:thumbnail url="https://www.duzcemanset.com.tr/content/uploads/haberler/2025/02/uzman-1740561433.jpeg"/>
                                <enclosure url="https://www.duzcemanset.com.tr/content/uploads/haberler/2025/02/uzman-1740561433.jpeg" length="50000" type="image/jpeg"/>
                                <link>https://www.duzcemanset.com.tr/soguk-havalar-buyuk-risk-olusturuyor-10862</link>
                                <pubDate>Wed, 26 Feb 2025 12:15:00 +0300</pubDate>
                              </item></channel></rss>